Kuran odaklı dindarlık  

Go Back   Kuran odaklı dindarlık > BİLİM VE TEKNOLOJİ > Bilim ve Teknik > Gök veUzay ilmi (Astronomi)

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 27. November 2012, 08:29 AM   #1
pramid
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Sep 2010
Mesajlar: 764
Tesekkür: 191
502 Mesajina 1.109 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 15
pramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud of
Standart ŞİRA YILDIZI (vahyin ilk iniş zamanı)

Yazımız bir kaç bölümler halinde yayınlayacağız. İnançların deformasyonuna uğramasından dolayı anlatılanların biraz sizi sıkacağına inanıyoruz. Lütfen sonuna kadar Kuran ile karşılaştırarak okuyunuz.

***

Günümüzde geçerli olan putperestlik kavramı, tarihin hiçbir döneminde insanlar tarafından yaşanmış bir realite olmamıştır. Yani tarihin hiçbir döneminde, insanlar kendi ellerinin mahsûlü olan taştan ya da tahtadan yapılmış heykellere tapmamışlardır.

Tarihin hiçbir döneminde hiçbir insan toplumu kendi elleriyle yaptığı tahtadan ya da taştan heykellerin kendilerini yaratmış olduğuna inanacak kadar, geri bir düzeyde olmamıştır.

Putperestlik, sembolün anlamını yitirmesidir. Anlamının insanlar tarafından artık anlaşılamaması demektir. Anlam yitince de sembolü kaldırıp atmaktan başka çare kalmıyor. O devirde olan işte buydu.

Lütfen bakınız: İLL / -EL Kültürü ve Şirk http://vekuran.blogspot.com/2012/04/...eri-menat.html

Lât ve Uzza'ya ve diğer üçüncüsü Menat'a ne dersiniz? Erkek size de, dişi O'na mı? Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır. (NECM: 53/19-22)

Bu ayetlerde bu durum çok daha net bir şekilde dile getirilmiştir:

Onlar ancak sizin ve atalarınızın (ilâh edindiğiniz şeylere) taktığınız isimlerdir. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar yalnız zanna ve nefislerin arzusuna tâbi oluyorlar. Andolsun ki, kendilerine, Rableri katından yol gösterici gelmiştir. (NECM: 53/23,26-28)

Melek sembolizmi...

Günümüzde dini bilgi kirlenmesi o dönemler melek sembolünde de kendisini göstermekteydi. Evrensel İdare Mekanizması'nın unsurlarının sembolü olan melekler, dişi varlıklarmış gibi ruhsal anlamlarından çıkartılarak insani bir hüvviyete büründürülmüştü.

Lütfen bknz: KURAN KAVRAMLARI: melek http://vekuran.blogspot.com/2012/01/...k-melekut.html

Sonrasında gelen ayette de, bu yanlış inanca dikkat çekilmiştir:

Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah'ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar, şüphesiz ahirete iman etmeyenler, meleklere dişi isimleri veriyorlar.

Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez. (NECM: 53/23)

Melek olarak ifade edilen Melekut Alemi'nin güçlerinin yeryüzündeki insanlara yardım ettikleri ayette çok açık bir şekilde anlatılmış, ancak insanların bu mekanizmayı anlayamadıkları ifade edilmiştir. Günümüzde de durum büyük oranda aynıdır... Yine geleneksel dini inançların büyük bir bölümü çeşitli zanlara uymaktan ibarettir. Bu birçok din için de aynıdır...

Kur'an-ı Kerim'in birçok ayetinde bildirildiği gibi, bu zanlardan kurtulup, dinin gerçeklerine apaçık bir şekilde ulaşabilmek herhalde kıyamet günlerinde ancak nasip olabilecektir.


Şira Yıldızı'nın Rabbi...

Yıldız anlamına gelen Necm Suresi'nin sonlarına doğru bir yıldızın adından da söz edilmiştir:
Şüphesiz O, "Şi'râ'nın Rabbidir. (NECM: 53/49)

***

"Göğe ve gece ortaya çıkana and olsun.Gece ortaya çıkanın ne olduğunu sen bilir misin? O, ışığı ile karanlığı delen yıldızdır.Üzerinde gözetici olmayan kimse yoktur." (TARIK,86/1-4)


Şira(sirius) Yıldızı,Büyük Köpek Takımyıldızında yer alan bir çift yıldızdır. Gökyüzünün en parlak yıldızı olup hem kuzey yarımkürede, hem güney yarımkürede görülür. Sirius-A’nın helyak doğuşu Antik Mısır’da Nil Nehri’nin taşmalarını, Antik Yunan’da “köpek günleri”nin (kavurucu sıcak günler) başlangıcını, Polinezya’da kışı haber veriyor, Pasifik Okyanusu’nda ise gemicilere önemli bir işaret oluyordu. Eski Mısır’da “Orta Krallık” döneminde, Mısırlılar takvimlerini Sirius’un helyak doğuşuna göre düzenlemişlerdi.

Güneş ile aynı sırada doğup batabilen yıldızların Güneş’in doğduğu sıralardaki doğuşuna verilen addır. Bir yıldızın helyak doğuşu ile Güneş’in doğuşu arasındaki zaman farkı yılın belirli bir gününde sıfırlanır ki, o günden sonra o yıldız Güneş’ten daha önce doğmaya başlar. Bu iki doğuş arasındaki zaman farkı, başlangıçta bir iki hafta boyunca bir saati geçmez. Fakat fark giderek açılır ve yıldızın doğuşu gece yerine gündüze denk gelmeye başlayınca ışığı Güneş’in güçlü ışığı yanında sönük kalan yıldız her yıl belirli bir dönem boyunca görülemez. Mısırlılar da bu yüzden 70 gün boyunca Sirius’u göklerinde göremezlerdi.

Sirius Batı edebiyatında “yakan” ya da “alevler saçan” olarak betimlendi.Bu yıldızın belirmesinin ardından gelen mevsim dönemi de “yaz köpeğinin günleri” olarak bilinir. (Kadir gecesi; Yıldızların kadir dereceleri ?)
Geleneklerde Sirius Sistemi ile ilişkilendirilen biçimsel semboller üç uçlu yaba,yay ve ok, hayvansal semboller kurt ya da köpek ve yunus, sayısal semboller ise 3, 22, 23, 44, 49 ve 50'dir.
Sirius yıldızı, ufukta en yüksek noktaya kış gündönümünde(21 Aralık) ulaşır. Bu tarihten sonra yavaş yavaş batmaya başlar.
Yay ifadesi gökyüzünde mesafe ölçmek için kullanılan bir tabir olabilir. Büyük Köpek Takımyıldızı yay ve oka benzetilerek göz kararı olarak yay uzunluğu alınmış olabilir. Avcı takım yıldızında da yay şekli bulunur. İki yay ifadesi Şira Yıldızının ufuk noktasından yüksekliğini belirtiyor. İlk vahiyin indiği yer; Şira Yıldızının ufuk çizgisinden en yüksek noktası, hemen hemen 2 yay uzunluğunda olacak şekilde göründüğü yerdir.
Bu ayetler, vahyin ilk iniş tarihini Şira Yıldızının gökyüzündeki konumunu ile anlatıyor olabilir.


Necm.1. İnmekte olan yıldıza andolsun ki (bkn: هوى Taha 81, İbrahim 37, Karia 9 )

Necm.2. Arkadaşınız sapmadı, azmadı
Necm.3. O, hevâdan konuşmaz
Necm.4. O, vahyedilenden başkası değildir
Necm.5. Onu, müthiş kuvvetleri olan biri(Allah) öğretti
Necm.6. Ki o, akıl ve re'yinde kuvvetlidir. Yöneldi.
Necm.7. Ve o(yıldız) en yüksek ufukta idi
Necm.8. Sonra yaklaştı ve sarktı.
Necm.9. Aradaki mesafe iki yay boyu oldu, hatta daha yakın
Necm.10. Verdi kuluna verdiği vahyi
***
Necm.45. Hiç kuşkusuz, iki çifti; erkeği ve dişiyi yaratan da O'dur;
Necm.49. Hiç kuşkusuz, Şi'ra'nın Rabbi de O'dur.
***
Fecr.1. Andolsun şafağa
Fecr.2. Ve on geceye
Fecr.3. Çifte ve teke
Fecr.4. Ve geceye, geçeceği sıra

Bir şeyin yaklaşıp sarkması için uzakta ve yüksekte olması gerekir. Demek ki yıldız en üst noktasındaymış sonra inmiş ve ufka çok yakınlaşmış. "En yüksek ufuk" nedir? Ufuk,

Göğün yerle birleşmiş gibi göründüğü yer değil midir? Nasıl olur? Dairesel bir ufkunuz varsa, o zaman onun en yüksek noktasından bahsedebilirsiniz.




Yükseliyor, Sonra iyice alçalıyor (ufkun ardına düşmeğe hazırlanıyor) ve bir an 2 yay gibi oluyor. Presesyon hareketi (Gökteki yerindeki kayma) çok eskilerden beri bilinmekte ve zaman ölçüsü olarak kullanılmaktadır. Bu hareket uzun sürdüğü için belirli yıldızların yükselme açısının özel durumları, eskiler için, tarih belirtmekte çok kullanışlı olmuştur.

Sirius'u hayatlarının merkezi durumuna getirmiş olan Mısır Uygarlığı, takvimlerini dahi Sirius'un doğuş zamanına göre ayarlamışlardır. Sirius A'nın eliyak doğuşu (güneşle birlikte doğuşu) antik Mısır’da Nil Nehri’nin taşmalarını, antik Yunan’da “Köpek Günleri”nin (kavurucu sıcak günler) başlangıcını, Polenezya’da kışı haber veriyordu.

En yüksek ufukta beliren "üstün otorite sahibi".Peki bu durumda üstün otorite sahibi Şira yıldızı mı oluyor? Üstün otoriteye sahip olanın Şira yıldızı ile bağlantısı ne olabilir? Kur'an'ı vahy eden ve öğreten, Şira yıldızından mı indiriyordu Kur'an'ı?


10. ayette ise kuluna ne bildirecekse onu vahyetti deniyor. Demek ki Muhammed'e bir yakınlık var. Ki aralarındaki mesafede iki yay kadar olmuş. Yani Hz. Muhammed (a.s.) ve Vahyi iletenin arasındaki mesafe iki yay kadar. Necm 7. ayette ki en yüksek ufuktadır o cümlesindeki ufuk dünya ya göre mi yoksa uzaya göre mi olduğu önemli bir sorudur. Çünkü yukarısı neresi aşağısı neresi ?


Tüm alemi anlatan kuran neden uzaydaki ufku da anlatmasın? Eğer öyleyse bazı tespitler yapılabilir di mi?


Alamehu şedidül kuvva = Öğretti müthiş kuvvet olan (Cebrail nerden çıktı !!!)

Zu Mirrah festeva (fe istiva) = Merih sahibi istikamette/göründü/ortaya çıktı

Summe dena ve tedella = Bir zaman sonra yaklaşıp, alçaldı (aşağıya indi)

Fe kane kabe kavseyni ev edna = oldu köşe arası iki yay veya daha yakın

Fe evha ila abdihi ma evha = emrini/işaretini kuluna yaydı/gösterdi (gösterilen nesne cansız)


Necm:, Bu ayetteki yemin , lâm-ı ahidle beraber “necm” Şira Yıldızıdır.

Tarık sûresinin 3. âyeti [ en-necmü’s-sâkıb],
Nahl sûresinin 16. âyeti [ ve bi’n-necmi hüm yehtedûn ]
Saffat sûresinin 88. âyetinde de “fe nazara nazraten fi’n-nücum” “
Rahmân sûresinin 6. âyetinde Göklerde bulunan güneş, ay, tek yıldız ve yıldızların toplanması ile oluşan secer yani yıldız kümelerini ifade etmektedir.

"Şi'râ yıldızının Rabbi" (Necm, 53/49)

"inen yıldıza andolsun"

Sûre kasemle [yeminle] başlamıştır. Fecr sûresinin 5. âyetinden öğrendiğimize göre Yüce Allah akıllı, bilgili kimselerin dikkatini çekmek, onlara kanıt göstermek için yemin etmektedir. Allah’ın yemin etmesi “Dikkat edin, dikkat çektiğim bu olay ya da nesneyi iyi araştırın. Bunlar şunların kanıtıdır” anlamına gelmektedir:

Bunda akıllılar için bir kasem yok mudur? Fecr; 5.

Heva (inen) kelimesi; Şahinin inişi gibi süratle süzülüp inmek, düşmek yahut yukarı fırlamak mânâlarına gelir. Yıldızların doğuşu da, batışı da bir "heveyân" yani ufuktan bir fırlayış, bir iniş yahut bir düşüş demektir. Göğe ait cisimler, "Hepsi bir felekte (yörüngede) yüzmektedirler." (Yâsin, 36/40) âyetine göre çekim kanununa tâbidirler.
Yıldızların batması ifadesi gece yani karanlıktan kurtulup sabaha kavuşmayı sembolize eder. Şu halde "en-necm"deki elif-lâmdan cins kasdedilirse, yemin sabah vaktine yapılmış olur.
"Göğe ve gece ortaya çıkana and olsun.Gece ortaya çıkanın ne olduğunu sen bilir misin? O, ışığı ile karanlığı delen yıldızdır.Üzerinde gözetici olmayan kimse yoktur." (TARIK,86/1-4)

Andolsun şafağa (FECR1)

O gece, esenlik doludur. Ta fecrin doğuşuna kadar (KADİR 5)

***

Mirrah, mürûr mastarından bina-i nev'idir. Öd, akıl, kuvvet, kat ve sağlamlık gibi mânâlara gelir. Buna göre "zûmirre"; te'sir eden, nüfuz sahibi, ödlü yani korkağın zıddı, ruhsal yapısı kuvvetli, akıllı, güçlü ve sağlam yapılı demektir.


Dünyadaki yıldızlarla uğraşanlara sorduğunuzda "üstün otorite, güç sahibi" kimdir dediğimizde "Mars/Merih" diye cevap vereceklerdir. Bu Allahın meleklerini dişil isimle isimlendirmeleri olup, gücün ve aklın samet ilkesinden ayırıp parçalanmasıdır. Allah, bu ayet ile onların var saydığı gücün ve otoritenin sahibi olduğunu bildirmektedir. Gücü gökte ki bir nesneye (melek) ve onun etkisine atfemenin önüne geçildiği bir ayettir.
Bunlardan birincisi, yani kuvvetli mânâsı, "Şüphesiz rızık veren, sağlam kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır." (Zâriyât, 52/58)

Asıl metinlerdeki kelimelere ise İslamdan önceki putatapan inancı özleyenler tarafından değişik anlamlar ve yorumlar katılarak anlam değiştirilmiş. (Dillerini eğip bükmüşler yani)


Sirius takımyıldızı burçlar kuşağı Zodyak'ta Yengeç burcunun 14° 'sinde yer alır. Tutku, hırs, gurur, duygusallık, zenginlik, ün, ölümsüzlük, bolluk, bereket, şans ve iyi talih gibi manalar içermekte.

Titreşimleri yayar Samanyolu galaksisine ve evrene... Genellikle şans ve iyi talih yıldızı diye bilinir. Astrolojide Güneş sistemindeki Jüpiter / Mars gezegenlerine benzer bir karaktere sahiptir.


Muhiddin-i Arabi bir kitabında Dünya'nın, Yengeç burcunun yönetiminde olduğundan bahseder. Buradan yola çıkarsak Yengeç burcu içinde yer alan yıldızlar Dünya açısından önemlidir. Sirius takım yıldızı da temsil ettiği mânâlar dolayısıyla ve oldukça yakında bir takım yıldız olması sebebiyle, Dünya üzerindeki etkileri çok önemsenir. Nasıl ki astrologlar Jüpiter gezegenini önemseyip, iyi talih ve şans gezegeni olarak tanımlıyorsa, Sirius da böyle tanımlanır. Sirius ile ilgili bu bilgi çok eski tarihlerden beri bilinip, bugüne dek ulaşmıştır. Örneğin; Mısır Mitolojisi'nde Sirius yıldızı, yaydığı pozitif titreşimler sebebiyle Tanrıça(!) olduğuna inanılan Kraliçe İsis'in özel yıldızı kabul edilirdi, vs.. Günümüzde de bir çok inanç taciri Sirius'u çarpık inancını pazarlama vesilesi ediniyor ve her fırsatta bu yıldızdan söz ediyor. Yapısını oluşturan mânâ terkibinin yeryüzündeki insanların değer yargıları açısından önem taşıması, Sirius'u zaman içinde diğer yıldızlardan daha değerli kılmıştır insanların zihninde... Bu bilgi kuşaktan kuşağa geçtiği için, tarihin her döneminde popüler bir yıldız olmuştur. Sirius. Mısırlılar bir dönem Sirius yıldızının hareketlerine göre takvim bile yapmışlar. Tapınaklarını, üç büyük piramiti ve önemli mezarlarını bu yıldızın konumlarına göre inşa etmişler. Bu değer verme konusunda öylesine ileri gitmişler, ki sonunda Sirius yıldızından bir şeyler bekleme veya ümit etme gibi bir duruma girmişler. Hattâ bu kadarla yetinmeyip Allah'ı bırakıp Sirius'a tapmaya başlamışlar... Yada bugünkü gibi Sirius'taki Tanrı(!)yı veya Tanrılar(!)ı bekler olmuşlar kurtarıcı olarak... Ne yazık ki bu gibi tapınmaların ve beklentilerin tümü, galaksi içindeki veya Güneş sistemi içindeki cin dediğimiz negatif ruhani varlıkların telkini ile oluşmuş ilhamlar ve inanışlardır. Gerçekle alakası yoktur. Sirius'u da Allah yaratmıştır, Sirius'un rabbi de Allah'tır. Kur'ân-ı Kerîm'de de Sirius'tan söz edilmesi de insanların güçlü pozitif etkileriyle bilinen bu yıldıza tapmasına engel olmak içindir.


Bununla birlikte her yıldızın veya takımyıldızın meleki bir alt boyutu vardır. Ancak galaksi içindeki bu yıldızların meleki boyutlarıyla şuursal veya başka türlü bir ilişkiye girmek her insanın harcı değil, çok yüksek dereceli velilere nasip olacak bir iştir. Sirius da Dünya'yı yöneten Yengeç burcunda bir takım yıldız olduğu için, yüksek dereceli veliler (ki sayıları en fazla bir kaç tane) bu yıldızın meleki boyutuyla ilişkiye girebilir. Bu dereceye ulaşmamış kişiler galaksi içindeki yıldızların meleki yapılarıyla bağlantı kurduğunu iddia edemez. Hele hele İslâm'a ve Hz. Muhammed'e iman etmeyip, saçma sapan uydurulmuş inançların peşinde koşan kişilerin bu yıldızların meleki boyutlarıyla ilişkiye girecek dereceye ulaşması hiç mümkün değildir. Ancak hayal veya hezeyandır. Bu sebeple kesinlikle bunu söyleyenlerden uzak durmak gerekir. O kişiler büyük bir ihtimalle negatif ruhani varlıklar olan cinlerle bağlantı kurup, bir melekle görütüklerini sanan, kandırılmış kişilerdir. Cinler de Sirius'un yaydığı titreşimlerin zenginlik, ün, ölümsüzlük, bolluk, bereket, şans ve iyi talih olduğunu ve dünya üzerinde etkili bir burçta yerleşmiş olduğunu çok iyi biliyorlar. Bu bilgiyi insanların manevi duygularını sömürmek amaçlı kullanıp, bir takım saf insanları kendilerine esir ediyorlar. Örneğin, "Kurtarıcı Tanrı(!)nız Sirius'ta yaşıyor, çünkü O kutsal bir yıldızdır (Meselâ Scheat'ta yaşıyor deseler, o tanrı insanların indinde kurtarıcı ve sevimli bir tanrı olmazdı, ne zekiler!!) ve bir gün (kıyamet zamanında) sizleri kurtarmak için Dünya'ya gelecek.. Bizler de o Tanrı(!) ile sizin aranızda yüksek (ilâhi) bir kanalız, ondan (dolayısıyla Sirius'tan) haberler getiriyoruz. Biz falanca meleğiz, filanca mesajcıyız" vs. gibi... Oysa Kur'ân'ın tanımına göre bu gibi tanrılar olamaz, Ahad ve Samed gibi zati sıfatların sahibi Allah'a rağmen. Bu sebeple, eğer herhangi bir öğreti sizi Sirius'a tapma veya Sirius'tan gelecek olan kurtarıcı Tanrı'ya veya Rabbe ya da Mesih(!)e tapma, böyle bir kurtarıcı bekleme gibi bir noktaya getirdiyse, arkanıza bakmadan oradan uzaklaşmanızı tavsiye ederim. Yoksa üzülerek sonuçlarına katlanmak zorunda kalırsınız.

Sirius, Mısırlılar için önemlidir. Neden? Orion takımyıldızında yer aldığı için mi? Elbette hayır. İşin ilginci, Sirius Orion’da bile değildir. Büyük Köpek(Canis major) takımyıldızında yer alır.

Sirius, Mısır için hayati önem taşır. Mısır’da yaşam Nil demektir. Nil’in yükselişi, alçalışı Mısır’da üç dönemi belirlemiştir. Bunlar, su baskını, ekim ve hasat dönemleridir. Nil’in haziran sonu-ekim sonu arasında kabarması,arkasında zengin mil alanları bırakması ve ekim dönemini, şubat sonu-haziran sonu hasat dönemini, yaz gündönümü(21 Haziran) sonrası Nil’in taşması dönemlerini önceden bilmek, Mısır’da yaşama şartıdır.

Bu dönemler Mısırlıların birkaç yılık gözlemiyle anladığı gibi Ay’ın hareketlerinden bağımsız bir döngüydü.


Sirius, yılda bir kez, doğan Güneş ile aynı çizgiye gelir. Bu gün, Nil’in kabarma mevsiminin ortasına rastladığı için, Nil yılının başlangıç günüdür. Mısırlılar, Sirius’a bakarak bir güneş yılının 365 günden biraz daha fazla olduğunu dahi biliyorlardı.


Hayatları için bu kadar önemli bir yere sahip ve çıplak gözle görülebilen en parlak yıldız olan Sirius’u tanrıçaları İsis ile, gökyüzünde hemen yanında yer alan Orion takımyıldızını da Osiris ile ilişkilendirmişlerdir. Bu da gayet normaldir. Çünkü, bizim Kış Üçgeni dediğimiz üçlü yıldız grubunu oluşturan Sirius, Büyük Ayı(canis major) takımyıldızında, Betelgeuse Orion’da (avcı), Procyon Küçük ayı(canis minor) takımyıldızında yer alır ve İsis, Osiris, Horus’u sembolize ederler.
pramid isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
pramid Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Miralay (30. November 2012)
Alt 27. November 2012, 03:54 PM   #2
aorskaya
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 933
Tesekkür: 110
265 Mesajina 408 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 7
aorskaya will become famous soon enoughaorskaya will become famous soon enough
Standart

Alıntı:
pramid Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Günümüzde geçerli olan putperestlik kavramı, tarihin hiçbir döneminde insanlar tarafından yaşanmış bir realite olmamıştır. Yani tarihin hiçbir döneminde, insanlar kendi ellerinin mahsûlü olan taştan ya da tahtadan yapılmış heykellere tapmamışlardır.

Tarihin hiçbir döneminde hiçbir insan toplumu kendi elleriyle yaptığı tahtadan ya da taştan heykellerin kendilerini yaratmış olduğuna inanacak kadar, geri bir düzeyde olmamıştır.

Putperestlik, sembolün anlamını yitirmesidir. Anlamının insanlar tarafından artık anlaşılamaması demektir. Anlam yitince de sembolü kaldırıp atmaktan başka çare kalmıyor. O devirde olan işte buydu.

Lütfen bakınız: İLL / -EL Kültürü ve Şirk http://vekuran.blogspot.com/2012/04/...eri-menat.html

Lât ve Uzza'ya ve diğer üçüncüsü Menat'a ne dersiniz? Erkek size de, dişi O'na mı? Öyle ise bu çok insafsızca bir paylaştırmadır. (NECM: 53/19-22)
Sevgili kardeşim;

Yani tarihin hiçbir döneminde, insanlar kendi ellerinin mahsûlü olan taştan ya da tahtadan yapılmış heykellere tapmamışlardır.DEMİŞSİNİZ:

Maalesef bu söylediklerinize katılamıyorum. İnsan aklına ne kadar ters gelse de bunu yapanlar olmuştur. Bu duruma ilişkin kurandan ayetler aşağıdadır.

6:74 - İbrahim, babası Âzer'e demişti ki: "sen putları tanrı mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum".

14:35 - Hatırla ki; Bir zaman İbrahim şöyle demişti: "Rabbim! Bu şehri güvenli kıl! Beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut!

14:36 - "Rabbim! Çünkü onlar (putlar) insanlardan birçoğunun sapmasına sebep oldular. Şimdi kim bana uyarsa, o bendendir; kim bana karşı gelirse, artık sen gerçekten çok bağışlayan ve çok merhamet edensin.

1- Şimdi, bu ayetlere rağmen tapınılanlar putların kendisi değildi, onlara seslenerek, onların şahsında başka şeylere tapınılıyordu denilecekse, başka şeylere tapmak için bunları yapmalarına gerek yoktu demek gerekir.

Kimi, yukarıdaki gibi putlara taparken, kimi güneşe, kimi ateşe vb. şeylere tapmaktaydılar. Aksi, halde kuran'ın şunlara tapmak için, putlara yakarıyorlardı demesi gerekirdi.

2- Putperestlik, sembolün anlamını yitirmesidir. Anlamının insanlar tarafından artık anlaşılamaması demektir. Anlam yitince de sembolü kaldırıp atmaktan başka çare kalmıyor. O devirde olan işte buydu. demişsiniz.

Putla sembolize edilen şeylerin anlamı yittiği için Puta tapıldığı iddiası da tutarsızdır.

Eğer dediğin gibi olsaydı, puta tapmak yerine kaldırılıp atılması gerekirdiki, İbrahim peygamber bunu yapabilirken, diğerleri tapmaya devam etmişler ve İbrahim peygamberi cezalandırmaya çalışmışlardır.

Putla sembolize edilene tapmak dahi, elle puta tapmaktan daha akıllı geliyor diye, puta tapılmadığını söylemek yanlış olur. Zanna göre değil, kurana göre olayları kavramaya çalışmak gerekir.

Ama, sonuç olarak, Allah'tan başka şeye tapılması demek olduğundan, sonucu değiştirmiyor. Yalnızca Allah'a tapılmadıktan sonra, neye tapıldığının önemi kalmadığından, bunların incelenmesi sadece kültürel bilgi için olabilir. Din için ise, Allah dışında başka şeye tapılmasının bilinmesi yeterlidir.

selamlar,
aorskaya

Konu aorskaya tarafından (27. November 2012 Saat 03:56 PM ) değiştirilmiştir.
aorskaya isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
aorskaya Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Miralay (30. November 2012)
Alt 28. November 2012, 06:07 AM   #3
pramid
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Sep 2010
Mesajlar: 764
Tesekkür: 191
502 Mesajina 1.109 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 15
pramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud of
Standart

Bahsi geçen İbrahimin ayetleri günümüze hitap etmekte midir?

Günmüzde insanlar paraya/metaya (üçüncüsü menat) tapıyorlar mı?

a-b-d kelimesini irdeleyelim Lütfen.

Kuran şeytana a-b-d oluyorlar demekte. Tutupta şeytana bir put yapıp tapmıyorlar ya ...
pramid isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
pramid Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Miralay (30. November 2012)
Alt 28. November 2012, 12:13 PM   #4
pramid
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Sep 2010
Mesajlar: 764
Tesekkür: 191
502 Mesajina 1.109 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 15
pramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud of
Standart

İnsanlar, başlangıçta dünyadaki bazı olayların, yıldızların durumlarının değişmesine bağlı olduğuna inanmıştı. Örneğin güneşin tepe noktasına uzaklık ve yakınlığına göre mevsimlerin ve dolayısıyla dünyada iklim farklılıklarının oluştuğunu görmüşlerdi.

Sonra, diğer yıldızların da durumlarına göre insanların yararı ya da zararı, iyiliği ya da kötülüğü, mutluluğu ya da mutsuzluğu üzerinde etkisi olduğuna inanmışlardı. Buna inanınca, yıldızlara saygı duymaya başlamışlardı.

Daha sonra kimi insanlar yıldızların kendiliğinden var olduğuna inanmış, kimileri ise onların yüce bir güç tarafından var edilmiş yaratıklar olduğunu söylemişti. Her ne kadar yıldızların “yaratık” (mahlûk) olduğuna inansalar da, evrenin oluşumlarını yönetenlerin bunlar olduğunu belirterek, yüce gücün dünyanın yönetimini bu yıldızlara havale etmiş olduğunu ileri sürmüşlerdi. Bir başka deyişle, yaratıcı ilkenin evrenin çeşitli yerleri arasında yıldızları kendine aracı yaptığını benimsemişlerdi.

Buna inananlardan kimileri, insanların “yerdekiler sınıfı”ndan olduğu için gökten olan yıldızlara tapınmaları gerektiğini düşünmüştü. Kimileri ise, yüce gücün, yerdekileri, elementlerin birleşimleri ve yıldızların hareketlerinin bir araya gelmesinin oluşturduğu dalgalarla yarattığını ileri sürmüştü.

Hem yıldızların kendiliğinden var olduğunu söyleyen hem onların Tanrı tarafından yaratıldığına inananlar hem de diğer varlıkların yıldızların hareketlerini bağlı olarak yaratıldığını söyleyenler, Tanrı’ya kulluk ehliyetinin yalnız onlarda bulunduğuna inanarak, onları Tanrı ile aralarında vesile etmek amacıyla onlara tapmaya başlamışlardı.

Bunlardan kimileriyse, insanların Tanrı’ya doğrudan tapmaya yaraşır olmadığını, ancak yüce evrendeki yıldızların doğrudan ona tapmaya ehil olduğunu ileri sürmüştü; doğrudan değil, yıldızlar aracılığı ile dolaylı tapınım… Daha sonra bunlar, yıldızların çoğu zaman -özellikle gündüzleri- gözden kayboluşu nedeniyle onları görmedikleri zamanlarda da onlara tapınabilmek amacıyla onların put ve heykellerini yapmaya başlamıştı.

Her yıldız için o yıldıza ilişkin olduğunu söyledikleri cevherden bir put edinmişlerdi. Örneğin güneş heykelini altın ile donatarak onu bir de güneş cevherine benzettiklerini söyledikleri yakut ve elmaslarla süslemişlerdi. Ay putu için gümüş kullanmışlardı; diğerleri için de bulabildikleri ve işleyebildikleri diğer madenleri.

Bundan sonra bu kimseler, artık yıldızların yerine bu taşlara tapmaya başlamıştı. Dolayısıyla, bu putlara tapmaktaki asıl amaç yıldızlara tapmaktı.

Böylece, kökeni farklı olmakla birlikte putperestlik doğdu.

İnsanlar, pek çok tanrıyı ve melekleri kabul etmiş, asıl Tanrı’nın en yüce ve en güzel ışığın yeri olan “arşı alâ”da oluşan meleklerin de bu büyük ışığa oranla küçük ışıklar (nurlar) olduğuna inanmış, meleklerin çok güzel görünümde, Tanrı’nın ise onlardan daha güzel bir görünümde olduğunu kabul etmişlerdir. Ancak Tanrı’nın meleklerinde kendine gözükmediği tavrına kapılmışlardır. Bu yüzden Tanrı için kendilerince görünüşü son derece güzel, hoş melekler için de güzellikte ondan kendilerince aşağı güzellikte birtakım put ve heykeller yapmışlardır. Bunları güzellik derecelerine göre çeşitli değerli taşlarla süslemiş, bunlar aracılığıyla melekler aracılığı ile Tanrı’ya yaklaşmayı öngörerek bunları tapmayı sürdürmüşlerdir.

Melekleri varlık olarak alan anlayışın kökeni de putperest zihninden gelmektedir. Aynı meleklere tapma inancı müslüman denen ehli sünnet içinde devam etmeyi sürdürmektedir.

Şu diyeceğim bir yineleme olacak ama önemli: Putperestlik, öyle kendiliğinden değil, meleklere tapma şeklinde doğmuştur; kimileri kendilerini Tanrı’ya tapınmaya yaraşır, bu bağlamda yeterli görmediklerinden, bunun için ehil olmadıklarından hareket etmiş, ancak melekleri buna yaraşır ve ehil görerek, onlara tapmışlardır. Meleklerin ise Tanrı’ya tapmakta oluşları nedeniyle, kendilerinin de dolaylı olarak ona tapmış sayılacağı kanısına kapılmışlardır. Melekler görülemez varlıklar olduğu zannı ile, zamanla onların heykellerini yapmışlardır.

Kimileri, Tanrı’nın yeryüzünün her bir bölgesinin yönetimini belli bir meleğe bıraktığını söylemiştir. Buna göre denizlerin yöneticisi bir melek, dağların yöneticisi başka bir melektir. Bulutların, yağmurların, topraktan elde edilen ürünün, hayvanların, iyili ve kötülüklerin, savaşın melekleri de başka meleklerdir. Buna inanınca, her bir melek için özel bir put ve heykel yapıp, böylece her puttan ona uygun düşen etki ve tepkiyi beklemişlerdir.

Putlara tapanlar, yeryüzündeki her bölgeyi yönetenin gökler evreninin ruhlarından belli biri olduğu inancını taşımış, bundan ötürü onların heykellerini yapmışlardır. Buna göre, putperestliğin kökeni aslında “ruh inancı” olmaktadır.

Ancak sıradan halka bunu anlatabilmenin olanağı yoktur. Bu nedenle işin aslını ve doğrusunu bilmeyen kitleler için tapınılan, insan eliyle taştan yapılmış bir puttan başka bir şey değildir.

Konu pramid tarafından (28. November 2012 Saat 12:28 PM ) değiştirilmiştir.
pramid isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
pramid Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Miralay (30. November 2012)
Alt 29. November 2012, 01:16 AM   #5
merdem
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Nov 2012
Mesajlar: 1.606
Tesekkür: 667
707 Mesajina 1.297 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 13
merdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud ofmerdem has much to be proud of
Standart

Alıntı:
pramid Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bahsi geçen İbrahimin ayetleri günümüze hitap etmekte midir?

Günmüzde insanlar paraya/metaya (üçüncüsü menat) tapıyorlar mı?

a-b-d kelimesini irdeleyelim Lütfen.

Kuran şeytana a-b-d oluyorlar demekte. Tutupta şeytana bir put yapıp tapmıyorlar ya ...
Sirkin bin bir türlü hali var, cok haklisiniz pramid kardesim. Bu yüzden degilmidir ki, her ümmet tutturmus bir yol gidiyor ve her ümmet de kendi gittigi yolun dogru oldugunu iddia ediyor. Acaba ellerinde delilleri mi var ki, her bir gurup kendini hakli görüyor.

Hiristiyanlar dahi Ahirette; Rabbimiz biz müsriklerden degiliz derler, cünkü o kadar emindirler kendilerinin sirk kosmadigina.

Günümüzün müslümanlarida ayni hatalarda, Allah peygamberimizi yeterince övmüs ve Onu gerektigi sekilde mükafatlanmistir. Ayriyeten bizlerin peygamberimizi ululastirmaya hic lüzum yok.

Günümüzde elle yapilmis putlara tapmacilik tabiiki yok, bu yüzden degilmidir ki, putculuk yok, putlar yok o halde kimse putlara tapmiyordiye düsünülüyor. Halbuki eski devirlerdeki putlarin yerini bugün para, mal, carpik sevgiler almistir.

Her bir yersiz tutkunluk, hirs, celiskiye düsüren düsünceler bir yerde Allah'a ortak kosmak oluyor. Illede kizilderilerin totemi gibi olmasi lazim degil günümüzün putculugu.

Amerikan dolarinin üstündeki basili "tanri" ile ilgili yazilarina ne demeli, herhalde yüksek inanclarindan dolayi degil. Herifler paraya tapar olmuslar.

Rabbimiz bizleri sirkin en sakli, en tatli ve güzel görünenden korusun.

Saygi ve selamlarimla.
merdem isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
merdem Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Miralay (30. November 2012)
Alt 29. November 2012, 09:14 AM   #6
Zinedov
Katılımcı Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2012
Bulunduğu yer: http://fb.com/zinedov
Mesajlar: 71
Tesekkür: 46
28 Mesajina 56 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 13
Zinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud of
Standart

Dediğiniz gibi; kimse kendi eliyle yaptığı nesnelere tapmaz.

Araştırmadan, bilmeden zan ile iddia etme alışkanlığından kurtulup dünyanın çeşitli yerlerinde hala var olan putperestler ve inançları araştırılsa bu gerçek kolaylıkla görülebilir. İletişim çağındayız ama hala Hinduların ineğe/taşa taptıklarını ZAN eden insanlar var.

İnsanlar yaptıkları O ŞEKİLin TEMSİL ettiğine inandıkları güce/kişiye/varlığa/duyguya/kuvvete tapıyorlar. Heykele de bu yüzden TİMSAL deniyor olsa gerek (Arapça).

İbrahim peygamber'in kavmi de bir çok Pagan kavmi gibi en çok GÜNEŞ'i AY'ı ve VENÜS'ü TEMSİL eden putlara tapıyorlardı. Yani gerçekte heykelin kendisine değil, hayatları üzerinde bir güç olarak gördükleri Güneşe Aya ve VENÜS'e. Bunlar başlıcalarıydı (Dünyaya en yakın olanlar).

İbrahim peygamberin içinde yetiştiği kavmin taptığı bu putların TEMSİL ettiği güçleri sorgulaması ve sonrasında tek olan Allah'ı bulması SÜRECİ de Kuran'da açıkça anlatılıyor.

Aşağıdaki resim peygamber zamanındaki müşrik Arapların Tanrıçaları UZZA, LAT ve MENAT'a ait. Başlarının hemen üstündekilere dikkat ediniz.

__________________
www.facebook.com/zinedov

Konu Zinedov tarafından (29. November 2012 Saat 09:17 AM ) değiştirilmiştir.
Zinedov isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Zinedov Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Miralay (30. November 2012)
Alt 29. November 2012, 09:26 AM   #7
pramid
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Sep 2010
Mesajlar: 764
Tesekkür: 191
502 Mesajina 1.109 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 15
pramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud of
Standart

Alıntı:
TİMSAL deniyor olsa gerek (Arapça).
Aynen.

Alıntı:
هَٰذِهِ التَّمَاثِيلُ
Enbiyâ / 52 Hani babasına ve kavmine demişti ki: 'Sizin, önlerinde bel büküp eğilmekte olduğunuz bu temsiller nedir?


Ayrica


Sebe’ / 13 Ona dilediği şekilde kaleler, heykeller/TEMASİL', havuz büyüklüğünde çanaklar ve yerinden sökülmeyen kazanlar yaparlardı. 'Ey Davud ailesi, şükrederek çalışın.' Kullarımdan şükredenler azdır.


Bir peygamber ve devlet başkanı olan Süleyman ve Davut'un aynı zamanda sanatı takdir eden birileri olduğu bu ayetten anlaşılmıyor mu?i. Kabe'nin yanındaki Hajerül Esved denilen siyah taşa tapan, türbeleri ibadethanelere çeviren, ölülerden şefaat medet uman hadisçi sünnetçi dinadamlarının sanat amacıyla yapılmış heykellere allerji duymaları ilginç bir tavırdır.

Konu pramid tarafından (29. November 2012 Saat 09:31 AM ) değiştirilmiştir.
pramid isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
pramid Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Miralay (30. November 2012)
Alt 29. November 2012, 09:32 AM   #8
Zinedov
Katılımcı Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2012
Bulunduğu yer: http://fb.com/zinedov
Mesajlar: 71
Tesekkür: 46
28 Mesajina 56 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 13
Zinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud of
Standart

Sayın @pramid

size özel mesaj göndermek istedim fakat özel mesaj seçeneğini kapatmışsınız. Yazmak istediklerimi yazamadım.

Konuyla ilgili yazdıklarınıza büyük ölçüde katılıyorum. Fakat sitenizde yazanlara rağmen bu yazıda "veliler" ile ilgili söyledikleriniz beni şaşırttı çünkü mitolojik/HAYAL ÜRÜNÜ geldi. Bu düşüncenizi Kuran ışıığında tekrar değerlendirmenizi öneririm.
__________________
www.facebook.com/zinedov
Zinedov isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 29. November 2012, 11:21 AM   #9
pramid
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Sep 2010
Mesajlar: 764
Tesekkür: 191
502 Mesajina 1.109 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 15
pramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud ofpramid has much to be proud of
Standart

Sizin dostunuz "وَلِيُّكُمُ " (veliniz), ancak Allah, O'nun elçisi, rüku' ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren mü'minlerdir. Mâide / 55

Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. ... Tevbe / 71

Alıntı:
Bununla birlikte her yıldızın veya takımyıldızın meleki bir alt boyutu vardır. Ancak galaksi içindeki bu yıldızların meleki boyutlarıyla şuursal veya başka türlü bir ilişkiye girmek her insanın harcı değil,
Alıntı:
çok yüksek dereceli velilere nasip olacak bir iştir.
Sirius da Dünya'yı yöneten Yengeç burcunda bir takım yıldız olduğu için, yüksek dereceli veliler (ki sayıları en fazla bir kaç tane) bu yıldızın meleki boyutuyla ilişkiye girebilir. Bu dereceye ulaşmamış kişiler galaksi içindeki yıldızların meleki yapılarıyla bağlantı kurduğunu iddia edemez. Hele hele İslâm'a ve Hz. Muhammed'e iman etmeyip, saçma sapan uydurulmuş inançların peşinde koşan kişilerin bu yıldızların meleki boyutlarıyla ilişkiye girecek dereceye ulaşması hiç mümkün değildir. Ancak hayal veya hezeyandır. Bu sebeple kesinlikle bunu söyleyenlerden uzak durmak gerekir
Buda bahsedilen veliler nebilerdir. Bu nebilerin erbab edinilmemesi gerekmektedir. Allah dışında veli/evliya da edinilmemelidir.

Alıntı:
çok yüksek dereceli velilere nasip olacak bir iştir.
Bakara 253
(Medenî 87) O peygamberlerin bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. Allah onlardan bir kısmı ile konuşmuş, bazılarını da derece derece yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa'ya açık ayetler verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs ile güçlendirdik. Allah dileseydi o peygamberlerden sonra gelen milletler, kendilerine açık deliller geldikten sonra birbirleriyle savaşmazlardı. Fakat onlar ihtilafa düştüler de içlerinden kimi iman etti, kimi de inkâr etti. Allah dileseydi onlar savaşmazlardı; lakin Allah dilediğini yapar.



Alıntı:
meleki boyutlarıyla şuursal veya başka türlü bir ilişkiye girmek her insanın harcı değil,
En’âm 93
(Mekkî 55) Allah'a karşı yalan uydurandan yahut kendisine hiçbir şey vahyedilmemişken "Bana da vahyolundu" diyenden ve "Ben de Allah'ın indirdiği ayetlerin benzerini indireceğim" diyenden daha zalim kim vardır! O zalimler, ölümün (boğucu) dalgaları içinde, melekler de pençelerini uzatmış, onlara: "Haydi canlarınızı kurtarın! Allah'a karşı gerçek olmayanı söylemenizden ve O'nun ayetlerine karşı kibirlilik taslamış olmanızdan ötürü, bugün alçaklık azabı ile cezalandırılacaksınız!" derken onların halini bir görsen!

Bu vahyin gelşi ise

Sâffât 6-7
(Mekkî 56) Şüphesiz biz dünya göğünü 'çekici bir süsle', yıldızlarla süsleyip-donattık. Ve (gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan koruduk.

Hicr 16 -17
(Mekkî 54) Andolsun, gökte burçlar kıldık ve onu gözleyenler için süsledik. Onları, taşlanmış (kovulmuş) her şeytandan koruduk.

Alıntı:
ki sayıları en fazla bir kaç tane
Benim bildiğim isa ve muhammed. Bunlara ruhul kudüs gelmiştir. Ki bunlarda velidirler. Ama ittihaz edinilmemeleri gerekilmektedir. Aksi halde rab pozisyonuna girmektedirler. Nebiler ve melekler erbab edinilmemelidir.

Bir alıntı

Alıntı:
Veli
Hem ولىvelî sözcüğü, hem de bu sözcüğün çoğulu olan اولياءevliyâ sözcüğü Kur’ân'da hep bu anlamda kullanılmıştır. Bu sözcükler İslâm'ın ortaya çıkışından yüzyıllar sonra, yabancı kültürlerin etkisiyle sözcük anlamları dışında birer kavram hâline gelmiş ve Müslümanların dinî hayatlarını istila etmiştir. Açıklıkla belirtmek gerekir ki, velî ve evliyâ sözcükleri Kur’ân'da tamamen kendi doğal anlamlarıyla kullanılan iki sözcüktür. Tasavvuf literatürünün bu doğal anlamları bozarak halk kültürüne özel mistik anlamlar ve hiyerarşik bir derecelendirmeyi ifade etmek üzere soktuğu "veli" ve "evliya" kavramlarının Kur’an’daki "veli" ve "evliya" sözcükleriyle bir ilgisi yoktur.
Duyarlılığınız içinde sizi tebrik ederim.

Konu pramid tarafından (29. November 2012 Saat 11:41 AM ) değiştirilmiştir.
pramid isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
pramid Kullanicisina Bu Mesaji Için Tesekkür Edenler:
Miralay (30. November 2012)
Alt 29. November 2012, 01:10 PM   #10
Zinedov
Katılımcı Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2012
Bulunduğu yer: http://fb.com/zinedov
Mesajlar: 71
Tesekkür: 46
28 Mesajina 56 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 13
Zinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud ofZinedov has much to be proud of
Standart

Sevgili @pramid;

Açıklamanız için teşekkür ederim. Veli kelimesine o açıdan bakmıyor olmanıza sevindim.

Fakat size hala yazacaklarım var ve özel mesaj seçeneğini açmamışsınız. Açmasanız da bana bir özel mesaj gönderseniz sistem yanıt yazmama müsade eder diye tahmin ediyorum. Özel bir durum yoksa bu konuda bir şey yapabilir misiniz? Varsa size ulaşabileceğim e-posta adresinizi veya Facebook adresinizi yazsanız da olur.
__________________
www.facebook.com/zinedov
Zinedov isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
ilk, iniş, vahyin, yildizi, zamanı, şıra


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:56 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Hanifler - Kuran odaklı gerçek din islam