Kuran odaklı dindarlık  

Go Back   Kuran odaklı dindarlık > HUKUK > Vasiyet ve Miras > Miras

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 7. December 2009, 09:57 AM   #1
TUĞÇE DENİZ AKIN
Katılımcı Üye
 
TUĞÇE DENİZ AKIN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: May 2009
Mesajlar: 93
Tesekkür: 79
42 Mesajina 78 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 7
TUĞÇE DENİZ AKIN will become famous soon enoughTUĞÇE DENİZ AKIN will become famous soon enough
Standart Kadının miras hukuku

Kadın ve erkek birbirlerinin tamamlayıcısı olarak var edilmişlerdir. Allah katında her ikisi de eşittir, sevap ve günah açısından da aynı sorumlulukları paylaşırlar. 14 asır evvel ki dönemlerde kadın, pekçok alanlarda sosyal haklarından mahrumdu. Batı toplumlarında bile kadının mülkiyet hakkı, ancak 19. asrın sonlarında kabul edilmişti.

Kur'ân; kadına her türlü hukuki hakkını vererek onu erkekle eşit duruma getirdi. Böylece kadın, hakkı olan cemiyetteki yerini kazanmıştı. İslâm hukuku, mirasın paylaşımını adalet ve ihtiyaç prensibine dayandırıyordu. Miras; vefat eden kimsenin bıraktığı mal ve haklarda sıra, usül ve ölçü dahilinde, belli şahısların hak sahibi olmasıdır. O devirde kadın, yalnızca çocuk yetiştirme ve ev işleriyle meşgul olduğundan, ailenin geçimini temin tamamile erkeğin görevi idi. Bu bakımdan mirasın taksiminde ihtiyaç ilkesi gereği yarım pay ayrılmasının ne kadar adil ve kadını koruduğu ortaya çıkar.

Bugün şartlar değişmiş, kadın da aile bütçesine katkıda bulunmak için dışarda çalışmak mecburiyetinde kalmıştır. Şu halde kadının da ihtiyacı arttığından eski gerekçe ortadan kalkmış hüküm de geçersiz olmuştur. Bu bakımdan yeni duruma göre çağdaş bir Din Şûrası ile uygun kararlar alınarak adaletin temin edilmesi Kur'ân'ın emri olmaktadır.
(Bkz. Bu Kitap - Anlaşmazlıklarınızı Allah'a Arzedin.)





KADINA YARIM PAY VERİLMESİNİN HİKMETİ


4/11 : Allah size, çocuklarınız (ın alacağı miras) hakkında, erkeğe kadının payının iki katını tavsiye eder... Eğer çocuğu yok da ana-babası ona varis oluyorsa, anasına üçte bir düşer...

Ayetten açıkça anlaşıldığı gibi ; ana-babadan, karı-kocadan gelen miraslarda bir erkeğin hissesi kadının payının iki katıdır. Ancak bu kural genel değildir. Bütün miras konularında uygulanmaz.İslâm Hukuk Sistemi'nde, mirasın üç temel unsuru vardır. Evlilik bağı, kan hısımlığı ve ihtiyaç. Kadın ile erkek arasındaki pay farkı, adalet ve ihtiyaç prensibine dayanmaktadır. Kur'ân, ailenin bütün mali sorumluluğunu erkeğe yüklemiş, o eşine çocuklarına bakacağı gibi muhtaç vaziyetteki anne-baba ve kızkardeşine de yardım ile vazifelendirilmiştir. İş hayatında çalışmadığı için ev işleriyle uğraşan, çocuk yetiştiren kadın ise ; mali gücü ne olursa olsun ancak ihtiyarî ve ahlakî bir sorumluluğun dışında, ailenin hiçbir masrafına iştirak etmeye mecbur olmadığı gibi, malını da dilediği gibi kullanma hakkına sahipti. Erkeğin malı devamlı tüketildiğinden azalacak, kadının malı ise harcanmadığından sabit kalacak, isterse işleterek de onu çoğaltabilecekti. Miras hukuku detayları ile incelendiğinde, Kur'ân'ın ikiye bir farkına rağmen kadını açıkça koruduğu ortaya çıkar.

Bugün toplumumuzda; şehirleşmenin ve medeniyetin getirdiği ekonomik şartlar çok ağırlaşmış, ailenin geçimi yalnız erkeğin kazancı ile sağlanamaz olmuştur. Bu şartlar altında kadın da çalışarak geçime katkıda bulunmak mecburiyetinde kalmıştır. Çağımızda yalnız eşler değil, ailenin yetişkin bütün fertleri de çalışarak geçime iştirak etmek durumundadırlar.





KADINLA ERKEĞİN PAYLARI EŞİT

4/11 : ... Eğer ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı malda, ana babasından her birinin altıda bir hissesi vardır...
4/12 : ... Eğer miras bırakan erkek veya kadının çocukları ve ana babası olmayıp bir erkek veya bir kız kardeşi varsa, her birine altıda bir düşer...

Ayetlerden anlaşıldığı gibi mirasta; biri kadın diğeri erkek olan anne ve baba ile kız ve erkek kardeşlerden, her biri eşit olarak aynı hisseyi almaktadır. İslâmiyetin karşısında olanların : Miras taksiminde her konuda kadın, erkeğin yarısı kadar pay alır. iddiasının ne kadar asılsız ve maksatlı olduğu açık olarak ortaya çıkmaktadır.

Evlilik bağı, kan hısımlığı ve ihtiyaç ilkesine oturan miras hukukunda, yukarıdaki ayetlerle açıklanan durumlarda kadın ile erkek, aynı ihtiyaç konumunda olmaları nedeni ile eşit pay almışlardır.





MİRASÇI YALNIZ KADIN OLURSA

4/11 : ... Eğer çocuklar ikiden fazla kadın iseler, (ölenin) geriye bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Eğer (çocuk) yalnız bir kadınsa (mirasın) yarısı onundur...

Kadının mirastaki hissesi, erkeğin yarısı değildir. Ölenin sadece kız çocukları varsa ve ikiden fazla ise, mirasın üçte iki payları onların olur. Mirasçı tek bir kız çocuğu ise, hissenin yarısını almaya hak kazanır.





KADININ BORÇ VE VASİYET HAKKI

4/12 : Eğer çocukları yoksa eşlerinizin (kadın veya erkek) yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra geriye bıraktıkları mirasın yarısı sizindir...

Ayette, erkek gibi kadına da borç ve vasiyet hakkının tanınması çok önemlidir ve bu kadına bütün medeni ve sosyal hakların verilmesi demektir. Kadın mülk sahibi olur, mirası bırakır, miras alır, vasiyet eder, vasiyeti yerine getirilir, borç alıp verebilir. Bu husus, kadın hakları bakımından çok büyük bir gelişmedir.

Kadının mülkiyet hakkı, batı toplumlarında bile, ancak ondokuzuncu asrın sonlarında tanınmaya başlamıştı. Kur'ân indiği za man kadın, birçok sosyal haklarından mahrum olduğu gibi adeta bir eşya gibi kabul ediliyordu. Kur'ân; kadını elinden tutmuş, erkekle eşit yaparak toplumun saygı değer insanı haline getirmiştir.
(Bkz. Prof. Dr. Süleyman Ateş - Yüce Kur'ân'ın Çağdaş Tefsiri - Say : 2 / 233)





MİRAS HUKUKUNDA İLMİHAL'İN GÖRÜŞÜ

«Çağımızda şehirleşmenin, ağırlaşan ekonomik şartların, dinî ve ahlakî eğitim yetersizliğinin de etkisiyle beşerî hatta aile içi ilişkilerde bencillik, ferdiyetçilik ve sorumsuzluğun egemen olmaya başladığı görülmektedir... Erkeklerin İslâm Miras Hukuku'nun ilke ve hükümlerine göre mirastan pay alıp, buna karşılık o fazla payın verilmesine sebep teşkil eden sorumluluk ve yükümlülükleri yerine getirmemesi... korunmaya çalışan dengeyi altüst ettiğinden, kadınların açık bir mağduriyetine yol açmaktadır... Böylece İslâm Hukuku'nun mirasla ilgili hükümlerini de töhmet ve tartışma ortamına itmektedir... Tek taraflı ve çıkarcı bir yaklaşımla mirastan pay almanın, fakat gereken yükümlülükten kaçınmanın bu dengeyi bozacağı, kul hakkı ihlâline yol açacağı... açıktır.»
(Bkz. Divan Taşİlmihal II. Say : 248)





SONUÇ
Kur'ân ; ailenin geçim sorumluluğu ile erkeği görevlendirdiğinden, ihtiyaç ilkesi gereği ona bazı durumlarda iki kat pay ayırmıştır. Nisa 4/34 : «... Mallarınızdan harcayıp kadınların geçimini sağladıkları için erkekler, kadınları gözetip kollayıcıdırlar...» Kur'ân'ın indiği dönemlerde iş hayatıyla yalnızca erkekler uğraşıyor, kendi geçimini sağlayan kadın ise yok gibiydi. Ailede eş ve çocuklardan başka anneye, kızkardeşlere de bakım mecburiyeti; koca, baba, oğul gibi erkeklerin görevi idi. Kadın ailenin geçim masraflarına iştirak etmediğinden, mirastaki yarım hissesinde dilediği gibi tasarruf hakkını da kullanabilirdi. Miras hukuku; o dönemin şartlarında mükemmel bir sistem ile erkek ve kadının haklarını birlikte korumuştur.

Çağımızda medeniyetin getirdiği ağır ekonomik şartlar, dinî ve ahlâkî eğitim eksiklikleri nedeniyle; mirasta fazla pay alıp, onun verilmesine sebep teşkil eden sorumluluk ve yükümlülüklerin erkekler tarafından yerine getirilmemesi mirastaki dengeyi bozmuş, kadınların haksızlığa uğramasına ve şikâyetine neden olmuştur. Ayrıca erkek çocukların alışma ve eğitim gibi sebeplerle aileyi terk ve ihmal ettiği; onların görevini kız çocukların üstlendiği, buna rağmen mirastan yarım pay almaları hak ve adalet ilkesine ters düşmekte, miras ile ilgili hükümlerin tartışılmasına sebep olmaktadır.

Bugün Ülkemizde; Türk Medeni Kanunu gereğince miras hukukunda kadın, erkek ile eşit pay almakta olduğundan kadının şikayeti kalmamıştır. Nisa 4/11 ayetiyle belirtildiği gibi bazı durumlarda erkeğe kadının payının iki katı pay tavsiye edilir hükmü emir değil bir öneri, bir tavsiyedir. Kur'ân'ın mü'minlerden istediği gibi zaman içinde oluşan yeni şartlara uygun ilmî araştırmalar yaparak çağdaş yorumlar getirmek için Din Şûrası (Danışma Kurulu) na gidilmelidir. Şûra 42/38 :« ... (İman sahiplerinin) İş ve idareleri, kendi aralarında bir şûra iledir. » Şûrada alınacak çağdaş içtihat (görüş) kararları ve fetvalar İlmihal Kitapları'na geçirilerek halkımız aydınlanmalıdır.
TUĞÇE DENİZ AKIN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 7. December 2009, 07:51 PM   #2
Korkut
Yeni Üye
 
Korkut - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 29
Tesekkür: 5
21 Mesajina 48 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 0
Korkut has much to be proud ofKorkut has much to be proud ofKorkut has much to be proud ofKorkut has much to be proud ofKorkut has much to be proud ofKorkut has much to be proud ofKorkut has much to be proud ofKorkut has much to be proud of
Standart

Selam,


4:13. Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır...


4:11 ve 12 de belirtilenler sinirlardir!

Sinirin icinde istedign kadar gidip gelebilirsin

cu
Korkut isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 9. December 2009, 12:49 PM   #3
Ali Rıza Borazan
Uzman Üye
 
Ali Rıza Borazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2009
Mesajlar: 399
Tesekkür: 59
244 Mesajina 483 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 7
Ali Rıza Borazan will become famous soon enoughAli Rıza Borazan will become famous soon enough
Standart

Tuğçe kardeş, Allah birinin yaptığı doğrulara ve yanlışlara göre vahiy göndermez. Doğru ve yanşlış olanları veya haram ve helal olanları ortaya koyar. iman edenleri o konulan kurallara uymaya çağırır. İşte benim anlaya bildiğim kuranda tanımlanan erkek ve kadın fotoğrafı.
KUR'ANDA TANIMLANAN ERKEK VE KADIN
Toplumlarda sık sık gündeme gelmesi nedeniyle Kuranda geçen erkek ve kadının konulduğu yeri, Tekrar gündeme alma ihtiyacı hissettim. Önce kuranı düzgün anlayabilmek için, ön bilgi ve yargılardan uzaklaşarak kuranın bütünlüğü içinde her şeyi arayarak çözmek gerekmektedir. Çünkü kuranda insanlar için her örnekten bir örnek verilmiş ve hiçbir eksik de bırakılmamıştır. Kurandaki anlatılmak istenen bir meseleyi düzgün olarak anlayabilmek için bazı kavramları bilmek gerekiyor. Kuran gerçekten Yerleri ve gökleri yaratan Allah tarafından gönderilmiş bir kitaptır. Her onu okuyan dikkatlice okumaya başladığı zaman onda bir harikuladelik olduğunu sezer. Bu sebeple Kuran çelişkisiz bir kitaptır. Elbette akıl kuranı anlamada önemli bir yer tutar ama. Sadece akıl ile yol alanlar göremedikleri bilemedikleri bir problem karşılarına çıktığı zaman, bir yere toslamaktadırlar. Kuran Allahın göndermiş olduğu bir hayat projesinin adıdır. Belki içerisinde insan kendisine uygun olmayan konularda ters veya dezavantajlı olduğu konularda kabullenmek istemese de. İman ettim diyenler için asla bu doğru olmaması gerekir. Allah hiç bir zaman yaratmış olduğu kullar içerisinde, tamamen kayırdığı veya tamamen nefret ettiği, insan yoktur. Allah imtihana tabi tuttuğu bütün insanlara eşit mesafededir. Düşünün ki Kâinatta yaratılmış olan insanlar arasında yaratılışta, konum olarak çok büyük farklılıklar olduğu gibi, İnsanların dışında yaratılmış olan varlıklar arasında da çok büyük farklılıklar olmaktadır. Bu kâinat incelendiği zaman gören gözler için Bunlarda bir takım ayetler vardır.
O zaman şöyle bir yargıya varabiliriz. Dünya Hayatı Allahın adalet dağıttığı yer değil dünya hayatı farklı şekillerde yaratılan insanlara, Adaletle davranmayı emrettiği bir yerdir. Biz bir yaratılmış kul olarak yerleri ve gökleri yaratan Allah’ı tövbe hâşâ eleştirmek yerine Allahın bize göndermiş olduğu mesajı iyi anlayıp ve o mesaja kendi aleyhimizde olsa bile uymamız gerekiyor. Allah huzurundan, İblisin kovulması yaptığı davranışların yanlışlığı ve isyanının Allah tarafından hoş görülmemesi ondan kaynaklanmaktadır. İnsanların iblis gibi davranmalarının yanlışlıkları anlatılmaktadır.
7/12- (Allah) Dedi: "Sana emrettiğimde, seni secde etmekten alıkoyan neydi?" (İblis) Dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın."
DÜNYA HAYATINDA ERKEK İLE KADININ YERİ VE KONUMU.
ŞAHİDLİK KONUŞUNDA BİR ERKEKEK İKİ KADIN
İşte kuranın burada insanlara vermek istediği temel mesaj, Allah kendisini hangi konuma yerleştirmişse o konumda görevini isyan ve baş kaldırmadan yapması, onu Allah katında üstünlüğe götürmektedir. Bunun erkek olması kadın olması, akıllı olması, aklının zayıf olması beyaz olması siyah olması İngiliz olması Arap olması fark etmez. Onun bulunmuş olduğu konumu ve görevi ne ise, o görevi bulunmuş olduğu konumda istenilen şekilde yerine getirmesidir. İşte üstünlük budur. İşte meziyet budur. Onun padişah olması onun patron olması, onun köle veya fakir olması önemli değil, onun bulunmuş olduğu konumda yapılması gerekenin en mükemmeli yapılmasıyla anlam kazanmaktadır. Şu Ayetin anlatmak istediği o değil mi?
49/13- Ey insanlar, gerçekten, Biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizle tanışmanız için sizi halklar ve kabileler (şeklinde) kıldık. Şüphesiz, Allah Katında sizin en üstün (kerim) olanınız, (ırk ya da soyca değil) takvaca en ileride olanınızdır. Şüphesiz Allah, bilendir, haber alandır.
İnsanlardaki asıl problem Kadın olması, erkek olması zengin olması, fakir olması problemi değil, onların kendilerine verilmiş olan sorumlulukları, öyle ya da böyle sebeplerden dolayı yerine getirip getirmemeleri problemidir. Allah da insanlarda bu farklı yaratılışlarından dolayı veya farklı rol almalarından dolayı, hesaba çekmeyecektir. Allah katında bunların hiçbirinin önemi yoktur. Allah katında önemli olanı onların takvasıdır.
22/37- Onların etleri ve kanları kesin olarak Allah'a ulaşmaz, ancak O'na sizden takva ulaşır. İşte böyle, onlara sizin için boyun eğdirmiştir; O'nun size hidayet vermesine karşılık Allah'ı tekbir etmeniz için. Güzellikte bulunanlara müjde ver.
Erkek ve kadın konusundaki farklılıkların oluşu, bazı kuranı anlayamayanlar ve ya iman etmeyenler tarafından yanlış aktarılmakta veya eleştirilmektedir. Erkekler ve kadınlar dünya hayatında farklı yaratılmış ve farklı mevzilere yerleştirilmiş, Ahret hayatında erkekle kadından her ikisi de Allah katında ödül verilirken onların dünyada iken güçlü veya zayıf oluşluna göre ödül veya ceza değil, Onların dünya hayatında yapmış olduğu kulluğu yerine getirme derecesine göre değerlendirilecektir. Öyleyse Kuranın Dünyadaki erkek ve kadınlara verdiği roller, farklı olmasına karşılık Ahret hayatındaki almış oldukları ödül ve cezalar yönünden ikisi arasında hiçbir farklılık yoktur. Bunları biraz açmaya çalışalım.
Kuran da geçen erkekler ile ilgili ayetlere bir göz attığımız zaman, yaratılış olarak erkeklerin kadınlara göre güçlü yaratıldığı konusunda biyolog ve sosyologların da katıldığı gibi bir ihtilaf yoktur. Kuran peygamberleri erkeklerden seçtik demesi, Erkekleri kadınlar üzerine sorumlu ve gözetici kıldık demesi, erkekleri devamlı kadınlardan, önce zikretmesi, Şahitlik hususunda iki kadının karşısında bir erkekten bahsetmesi, miras hukukunda kendisiyle alakalı olmayan konularda erkeğe iki kadınlara bir verilmesi, İmran’ın karısının bir kız doğurdum kız erkek gibi değildir demesi, evlenirken, erkeklerin dörde kadar alma ruhsatının olup da kadınlara böyle bir ruhsat verilmemesi, Zorunlu durumlar olmadıkça boşama hakkının erkeğe verilmesi, evlenme teklifinin genelde erkek tarafından gelmesi istenmesi, Aranızdaki üstünlüğü unutmayın demesi, 2/237-- Eğer onlara mehir tespit eder de, el sürmeden boşarsanız, bu durumda -kendileri veya nikah bağı elinde olanın bağışlaması hariç- tespit ettiğiniz (mehr)in yarısı onlarındır. Sizin (tümünü veya fazlasını) bağışlamanız takvaya daha yakındır. Aranızdaki üstünlüğü (derece farkını) unutmayın. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızı görendir. hep kuranda erkeğin kadına göre aile içerisinde erkeği hakim kılarak,uzun ömürlü, aile hayatının oluşmasında önemli bir yer tutmaktadır.

Bazı kuran okuyucu kardeşlerimizin realist düşüncelere şirin görünmek adına kuranda tanımlanan erkek ve kadını kabul etmeyip veya yanlış anlayıp, kadınla erkeğin aynı yaratıldığına veya dünya hayatında aynı haklara sahip olduğunu anlamakta ve anlatmaktadırlar. Kuran devletlerin ve toplumların temelini oluşturan aileye çok önem vermiş, uyanlar için kolay kolay yıkılmayacak hale getirmiştir. Kuran kâinatın rabbinin bir tane Allah olduğunu, eğer kâinatta iki tane Allah olsaydı kâinatın fesada uğrayacağını söylemektedir. O zaman aile hayatında söz sahibi, iktidar sahibi de bir kişinin olması gerektiğini söylemesi ve yaratmış olduğu varlıkları en güzel bilmesi insanları neden rahatsız etmektedir? Kuran ideal olan bir evlilikten söz ederken takva sahibi bir erkeğin takva sahibi bir kadınla kendi özgür iradeleriyle topluluk huzurunda sözleşmeleridir. Mutlaka ikisinden birisi o aileyi yönetip sevk ve idare etmesi gerekmektedir. Allah da bu görevi erkeğe vermiştir. Erkeği aile hayatında reis yapmıştır. Siz olsanız ne yapardınız, Eğer iki tane reis olsun derseniz bu aile hayatında kesinlikle fesat başlatır. Eğer kadını erkeğin konumunda, erkeği de kadının konumunda yaratmış olsaydı, bu sefer kadını ailede sorumlu gözetici kılarlardı o zaman da itiraz edenler neden kadın reis de erkek değil sorusunu sorarlardı. Eğer kadın olsun derseniz kadının yaratılış biçimi buna müsait değildir. Reis olan kişinin şu özellikleri taşıması gerekir. Aile içerisinde en güçlü onun olması gerekir. Koruyan kollayan gözeten, sahiplenen ve aile içerisindeki olumlu ve olumsuz olan her davranışın sorumluluğunu üzerine alabilecek ve çözebilecek birisi olması gerekir. Hele hele hayat her zaman güllük gülistanlık gitmiyor omzuna silahını alıp gerektiği zaman düşmanlara karşı vatanını ailesini koruması gerekmektedir. Erkekler ve kadınların ruhsal ve biyolojik yaratılışlarını, o konunun uzmanlarına bırakıyorum. Ama bir gerçek var ki o da genel olarak kadınlara göre erkekler daha güçlüdür.
Erkeğin reis olması demek, onun Allah katında üstün olması şah padişah anlamında değil, sadece dünya hayatındaki ihtilafın ortadan kalkarak bir yöne yönelmesi anlamındadır. Hani derler ya bir baş bin işçi diye. Yoksa. çok küçük meselelerde bile aynı hedefe giden yol farklılaşır aile içerisinde geçimsizlikler başlar ve akabinde aile hayatları ayrılıkla sonuçlanır. Bu da gelecek olan çocuklarında mutsuz bir yaşam ve ruhsal yönden toplumsal bozulmalar meydana getirir. Aile, toplumların ve milletlerin küçültülmüş bir parçasıdır. Aile içerisinde her hangi bir konuda karar verileceği zaman reis olan erkek, aile içerisindeki fertleri toplar, onların o konu ile ilgili görüşlerini alır. Gerekirse insanlar arasında o konunun uzmanlarıyla görüşülür bir karara varılır. ve erkek olan şahsın da buradaki görevi o kararı uygulama konusunda yetkili olmasıdır.
Peygamberlerde ve başarılı devlet adamlarının da yaptıkları o değil miydi? Belkıs. Kendisine Süleyman peygamberden gelen mektup konusunda Belkıssın kurmaylarıyla bir araya gelip o konuda görüşler alarak ne yapılması konusunda istişare yapması, Süleyman peygamber de, ilim adamlarından o konu hakkında bilgi toplaması, Hazreti Muhammed de iş konularında o konu ile ilgili uzmanlarla istişare ederek, danışması istenmesi müşavere yapılmasının ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. İşte aile içerisinde bazı konularda kadınlar erkeklere göre bilgili ve maharetli olabilir. ama sevk ve idare etmede erkek yönetici olması yaratılış biçiminin gereğidir. Bu anlayış insanlar üzerinde serpiştirilmiş olan ilimlerin bir araya gelerek birbirlerini dinleme ve onlar bilgilerini paylaşmasından daha güzel ne olabilir. Kibirlilik ve gururla hayatlarını sürdürenler ben bilirim ben yaparım diyenler, kesinlikle değişik konularda değişik maharet ve ilimlerde serpiştirilmiş olan insanların bilgilerinden istifade etmekten mahrum kalmaktadırlar. Akılını kullananlar Allahın bütün peygamberlere de öğütlediği gibi istişare yaparak geçmişlerden ve günün toplumlarından istifade ederek başaran insanlardır
2/282- Ey iman edenler, belirli bir süre için borçlandığınız zaman onu yazınız. Aranızdan bir katip doğru olarak yazsın, katip Allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah'tan sakınsın, ondan hiçbir şeyi eksiltmesin. Eğer üzerinde hak olan (borçlu), düşük akıllı ya da za'f sahibi veya kendisi yazmaya güç yetiremeyecekse, velisi dosdoğru yazdırsın. Erkeklerinizden de iki şahid tutun; eğer iki erkek yoksa, şahidlerden rıza göstereceğiniz bir erkek ve biri şaşırdığında öbürü ona hatırlatacak iki kadın (da olur). Şahidler çağırıldıkları zaman kaçınmasınlar. Onu (borcu) az olsun, çok olsun, süresiyle birlikte yazmaya üşenmeyin. Bu, Allah Katında en adil, şahitlik için en sağlam, şüphelenmemeniz için de en yakın olandır. Ancak aranızda devredip durduğunuz ve peşin olarak yaptığınız ticaret başka, bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alış-veriş ettiğinizde de şahid tutun. Yazana da, şahide de zarar verilmesin. (Aksini) Yaparsanız, o, kendiniz için fısk (zulüm ve günah)tır. Allah'tan sakının. Allah size öğretiyor. Allah herşeyi bilendir.

Eğer iki erkek yoksa, şahitlerden rıza göstereceğiniz bir erkek biri şaşırdığında, öbürü ona hatırlatacak iki kadın” Kuran elbette cinsiyet olarak sadece burada erkeklerden bahsetmemektedir yaratılırken vermiş olduğu söze sadakat gösteren erkek anlamında kadını da içine alarak böyle bir ifade kullanmıştır. Bu Anlamda erkek kadından da olmuştur,33/36- Allah ve Resûlü, bir işe hükmettiği zaman, mü'min bir erkek ve mü'min bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resûlü’ne isyan ederse, artık gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır.
İmranın karısı Meryem buna bir örnektir. Bitki gibi yetiştirilmesi insanların bozulduğu gibi bozulmadığını anlatmaktadır. Bazı müfessirler bu ayeti tefsir ederlerken, Erkekle kadın arasındaki bu farklılığın, kalktığını söylemektedirler, İnsan kültürü ilerledikçe teknoloji geliştikçe, Yaşamlardaki bazı şeyler kolaylaşmaktadır. Geçimlerini kuranı elleriyle yazarak sürdürenler, matbaa çıkınca geçimlerini başka alanlara kaydırmaları, inşaat sektöründe binalar yapılırken betonarmeler insan eliyle yapılırken yerini makinelere bırakması. Bunlardan bir kaçıdır. Noterin çıkışıyla da söz verilenin yerini sözlerini tutup tutmayacağı teretdüte bırakılmadan orada belge altına alınmaktadır. Noter huzurunda verilmiş olan bir sözün cayma ihtimali ortadan kalkınca da şimdi bir erkek iki kadın anlamında şahitliğe gerek yoktur. Böyle olması demek insanın yapısında değişiklik olması anlamına gelmez. Kadınlarda psikolojik sosyolojik bir değişiklik olmamıştır erkek yine aynı erkek kadın yine kadındır.
Kuranın insanlara vermek istediği temel mesaj, bulunmuş olunan konumda malzeme olarak ihtiyaçları karşılamak için üretilmişlerin o konu ile ilgili olanın en idealini, en iyisini kullanarak ihtiyaçları sürdürmeyi öğütlemektedir. Bilindiği gibi kuran insanoğlunun var oluşuyla, insanoğlunun ömrünün son buluşuna kadar geçen hayatın kitabını oluşturmaktadır. Her peygamber bulunmuş olduğu çağda insanların geliştirdiği teknolojik ve kültüre göre nerde ne yapılmasının yaşam tarzını uygulamıştır. Asıl olan onların getirdiği vahiylerin Ahlaki insani boyutlardakinde var oluşla yok oluş arasında hiç bir değişme olmadığı, ama teknolojik yöndeki gelişmelerde haram ve helallerdeki değişmelerin, kendi bulunmuş olduğu çağa uyarlanmasıdır. Bir başka deyişle adapte edilmesidir. Vahiy; Aklı örten insan düşünmesini engelleyen bir içkinin insan sağlığına vermiş olduğu zararı söyler. Ve o özellikte bulunan bütün içkileri yiyecekleri yasaklar. Bunların isimleri değişebilir ama içlerindeki temel özellik sarhoş etmesi nedeniyle aynı konuma girmektedir. Bakınız Kuranın indiği dönemde bildiğim kadarıyla bağımlılık yapan sadece şarap vardı. Ama şimdi ise boyut değiştirdi, viski, bira, rakı, eroin, esrar, vs. değişikleri ortaya çıktı. Bunun haram ve helalliğini kuran üzerinde uzman olan bir kişinin, o konu ile ilgili zikir ehli ile istişare tahlil ve inceleme yaparak, ondan aldığı bilgiye göre haram ve helal olduğunu söyler. Peygamberlerle kuran okuyucular arasında ki fark yanlış anlaşılan ve uygulanan bir dinin peygamberlerde düzelticisi Allah, kuran üzerinde çalışanlarda ise diğer kuran âlimleri ve ilimlerdir.
O zaman kadınların şahitliği konusundaki erkeklerden farklılığı kadının sosyolojik ve psikolojik yönünün değişmesi değil, teknolojinin gelişmesiyle öyle bir kuralın gündemden kalkmasıdır. Şartlar aynı olduğu zaman yine kuranın tanımladığı anlamda şahitlikte bir erkek ve iki kadın olmasıdır.
MİRASTA ERKEĞE İKİ KADINA BİR
4/11- Çocuklarınız konusunda Allah, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder. Eğer onlar ikiden çok kadın ise (ölünün) geride bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Kadın (veya kız) bir tek ise, bu durumda yarısı onundur. (Ölenin) Bir çocuğu varsa, geriye bıraktığından anne ve babadan her biri için altıda bir, çocuğu olmayıp da anne ve baba ona mirasçı ise, bu durumda annesi için üçte bir vardır. Onun kardeşleri varsa o zaman annesi için altıda bir'dir. (Ancak bu hükümler, ölenin) Ettiği vasiyet veya (varsa) borcun düşülmesinden sonradır. Babalarınız, oğullarınız, siz onların hangilerinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilmezsiniz. (Bunlar) Allah'tan bir farzdır. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır.
4/12- Eşlerinizin, eğer çocukları yoksa, geride bıraktıklarının yarısı sizindir. Şayet çocukları varsa, -onunla yapacakları vasiyetten ya da (ayıracakları) borçtan sonra- bu durumda bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Sizin çocuğunuz yoksa, geriye bıraktıklarınızdan dörtte biri onların (kadınlarınızın)dır. Eğer sizin çocuğunuz varsa geriye bıraktıklarınızdan sekizde biri onların (kadınlarınızın)dır. (Yine bu hükümler,) Edeceğiniz vasiyet veya (varsa) borcun düşülmesinden sonradır. Mirası aranan erkek ya da kadın, çocuğu ve babası olmayan bir kimse olup erkek veya kız kardeşi bulunursa onlardan her biri için altıda bir vardır. Eğer bundan fazla iseler, bu durumda -kendisiyle yapılan vasiyette ya da (varsa) borçtan sonra- üçte bir'de -zarara uğratılmaksızın onlara ortaktırlar. (Bu size) Allah'tan bir vasiyettir, Allah, bilendir, (kullara) yumuşak olandır
4/176- Senden fetva isterler. De ki: "Allah, 'çocuksuz ve babasız olanın (kelale’nin)' mirasına ilişkin hükmü açıklar. Ölen kişinin çocuğu yok da kız kardeşi varsa, geride bıraktıklarının yarısı kız kardeşinindir. Ama (ölen) kız kardeşinin çocuğu yoksa, kendisi (erkek kardeşi) ona mirasçı olur. Eğer kız kardeşi iki ise, geride bıraktıklarının üçte ikisi onlarındır. Ama (mirasçılar) erkekler ve kız kardeşler ise, bu durumda erkek için dişinin iki payı vardır. Allah, -şaşırıp sapmayasınız diye- açıklar. Allah, herşeyi bilendir.


Kuranda tanımlanan Hak ve adalet, insanlara eşit olarak mal paylaştırarak vermek değil, insanların hak ettiği kadar verme taraftarıdır. Hamallık yapan iki kişiden birisi güç ve kuvvet olarak öbürünün tam iki katı, ise ikisine de aynı yükü eşitlik olsun diye yüklemek, hak olmaz. hak olan iki kat güçlü olana, hem ücretin iki kat verilmesi, hem de yüklenen yükün iki kat olmasıdır.
Allah erkek ve kadının kendi üzerlerine düşen görevleri sıralamış, temel olarak kadın ve erkeklerin kazanmış oldukları kendilerine ait olan malların kendilerinin olduğunu belirtmiştir. 4/32- Allah'ın kendisiyle kiminizi kiminize göre üstün kıldığı şeyi (malı) temenni etmeyin. Erkeklere kazandıklarından pay (olduğu gibi), kadınlara da kazandıklarından pay vardır. Allah'tan onun fazlını (ihsanını) isteyin. Gerçekten, Allah herşeyi bilendir.
Miras hukukundaki paylaşım kendilerine ait olan malda değil miras olarak erkek olan kardeşlerin alacakları paylaşımdan söz etmektedir.”çocuklarınız konusunda Allah iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder.” Ayete baktığımız zaman burada kadınların haksızlığa uğradığı bir izlenim vermektedir. Ama şu bir gerçek ki Allah insanlara kesinlikle zulmetmeyi emretmez. Ama iman eden erkek ve kadın için Allahın vermiş olduğu bir emre de muhalefet etme hakkı da vermez.
Kainatta yaratılmış olan her varlık ve sistem kedi koymuş olduğu kanunlar ve kurallar içerisinde değerlendirilmelidir. Allah kendisine iman edenlerin adına müslüman, teslim olanların adına da İslam demiştir. Islama teslim, olanlar o kurallar içerisinde yaşam biçimlerini düzenlemek zorundadır. Düşünüldüğü zaman bile bir kg. dünyanın değişik yerlerinde bile farklılık arz eder. Ayda çekim farklılığı nedeniyle on dört kat daha hafif kalmaktadır. Dünyadan on dört kg. aya altın götürüp satmaya kalksan bir kg. ağırlığa düşer yani on dört kat zarar edersin. Aynen onun gibi İslam toplumlarındaki kurallara göre uyarlanan bir erkeği İslam dışındaki kurallara göre hukuk uygulayan bir topluluğa gittiği zaman kadın iki kat karlı, erkek ise iki kat Zaralı olmaktadır.
İslami kurallara göre kadın erkekten boşandığı zaman Çocukların velayeti erkeğe ait olması gerekiyor. Hatta çocuk yeni doğduğu zaman, iki yıl emzirilmesi ve ya emzirtilmesi gerekiyor işte zorunlu olarak çocuğun annesinin yanında kaldığı sürece onun bedeli erkeğe ödettirilmektedir.2/233 evlenirken mehiri erkek vermektedir.2/237 Şu bir gerçek ki kadınlar ne kadar zengin olurlarsa olsunlar, Fıtratlarındaki ses bağışı, harcamaları, besleyen yediren içiren erkeğin olmasını istemektedirler. Peki, Allah gökten bir mucize olarak erkeklere ayrıca bir mal indirmediğine göre nasıl bu bedelleri karşılayacak? Bu değirmenin suyu nerden gelir. Çocuk okula gidecek masraflarını baba karşılayacak, çocuk evlenecek masrafını baba karşılayacak, eve ekmek yiyecek gelecek baba karşılayacak. Bunları karşılamak için didinip çalışacak kadınla erkek eşit olacak. bu anlayış Allahın adaletine sığmaz. Neden kuranda geçen erkek ve kadına ait sorumlulukların sadece miras ve şahitlik konularındaki ayetleri gündeme getiriyorlar da anlattığım ayetleri göz ardı ediyorlar. Bedeli ödeyen, Sorumlu olandır. Eğer erkeğin üstlendiği bu görevi kadın üslenip yapıyorsa. Bunda bir terslik vardır. Bektaşi ye sormuşlar abdestsiz namaz kılınır mı demişler o da kılınmaz demiş. Bir tanesi demiş ki ben kıldım dediği zaman kıldıktan sonra kılınır demiş. Aynen onun gibi kuran evde reis erkektir demiş bir tane kadın ben reisim dediği zaman sen reisim dedikten sonra olur.
Miras hukukunda erkeğe iki kadına bir verilmesi bazıları tarafından eleştirilmektedir. Güya kuranın indiği dönemlerde savaşan, çalışan, bütün yükleri omuzlayan erkek olduğundan dolayı böyle bir paylaşım olduğunu savunmaktadırlar ama günümüzde ise erkek de kadın da çalışmaktadır. Bu sebeple aile içerisinde erkek ve kadının mirasta eşit almasını savunmaktadırlar. O zaman onlara şöyle bir soru sormak gerekir. Şimdi kurandaki bu hüküm, Eşi çalışan kadınlarda değil eşi çalışmayan kadınlar için geçerli olması gerekir desek, doğru olur mu? Günümüzde çalışmayan kadınlarda evde reis erkek ve miras taksiminde erkek iki, kadın bir alır. Ama kadın çalıştığı zaman mirasta pay olarak erkek ve kadın ikisi de eşit alır desek uygun olur mu? Mademki itiraz konusu, kadının da çalışma farklılığıdır. Pratik hayatta kadın ve erkeğin eşit olduğu toplumlarda evlilik huzur mutluluk sürekli mi acaba? neden her imkâna sahip olan ailelerde geçimsizlik oluşuyor? İstatistiklerde kadınların ekenomik özgürlükleri arttıkça boşanmalar da o oranda artmakta bu da toplumları mutsuz, hayata küsmüş bir hale götürmektedir. öyleyse bunda mutlaka bir terslik olması gerekmektedir. İşte iblis bulunmuş olduğu konumu beğenmemekle Allah onu huzurundan kovmuştur. Şu iyi bilinmeli ki Allahın huzurundan kovulanlar asla kurtuluşa eremezler.
Üzerinde ısrarla durmak istediğim, Allah asla insanlara kötülüğü ve çirkin olanı fahşayı emretmez. Allah güzel olan şeylerin yapılmasını emreder. Kibirlenenleri ve gururlananları da asla hidayete erdirmez. İman eden erkek ve kadınlar için, Allah ve resulün vermiş olduğu emirler, kendi isteklerine ters olsa bile muhalefet etme hakları yoktur.
AHİRET HAYATINDA ERKEK VE KADIN
Ahret hakkındaki insanların söyledikleri zan ve tahmine dayanmaktadır. Dünya hayatında, kadın, erkek, topal kör, sağır, hasta, beyaz, siyah, uzun, kısa, vs. Bunların hepsi bir denemeydi. Ahret âleminde ise bunların hepsi kalkacak yeni bir yaratılışla yaratılan insanlar iki kısımda işlem göreceklerdir. İman eden ve Salih amel işleyeyenleri dünya hayatında gösterdiği başarıya göre, cennette derecelerle ödüllendirilecekler. Bunlar erkek ve kadın diye ayrılmadan, diğerleri de iman etmeyen ve insanlara ve kendisine zulmedenlerin yeri de zulümlerindeki derecelere göre cehennemdeki yerlerini alacaklardır.
56/35- Gerçek şu ki, Biz onları yeni bir inşa (yaratma) ile inşa edip-yarattık56/.61- (Yerinize) Benzerlerinizi getirip-değiştirme ve sizi şimdi bilemeyeceğiniz bir şekilde-inşa etme konusunda. 56/62- Andolsun, ilk inşa (yaratma)yı bildiniz; ama öğüt alıp-düşünmeniz gerekmez mi?29/20- De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın da, böylelikle yaratmaya nasıl başladığına bir bakın, sonra Allah ahiret yaratmasını (veya son yaratmayı) da inşa edip yaratacaktır. Şüphesiz Allah, her şeye güç yetirendir.
İşte bu ayetlere göre Allah yeni bir yaratma tarzıyla insanları orada yaratacak ve bu dünyadaki anlamda kadın ve erkek değil imtihanlarını başarılı bir şekilde vermiş olanların cennette yeni bir yaratılış tarzıyla yaratılıp onlara eşler verilecektir. Kuranda eşlerden bahsederken onların özelliklerini sayarken 55/56- Orada bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş kadınlar vardır ki, bunlardan önce kendilerine ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.55/58- Sanki onlar yakut ve mercan gibidirler.56/22- Ve iri gözlü huriler,56/23- Sanki saklı inciler gibi;56/24- Yaptıklarına bir karşılık olmak üzere (onlara sunulur); erkeklere verileceğine dair hiçbir ayet yoktur. Oradaki eşler buradaki kadınılar gibi değil oradaki erkekler de buradaki erkekler gibi değildirler.
Dünya hayatında sadece insan olarak rol farklılığı ile rol alan insanların Ahret hayatında rollerini güzel oynayanlar tek tip yaratılışla yaratılıp onlar ya cennetle ödüllendirilecekler. Ya da rollerini kurallara göre oynayamayanlar da cehennemle cezalandırılacaklardır. Hiç Kuranda cehennemde ve cennette kadın ve erkeklerin ayırım yaparak bahsettiğini görmüyoruz. İşte bu anlamda Ahiret âleminde Allah bir hurma çekirdeğinin lifleri kadar haksızlık yapmadan insanlara ceza ve mükafatlarını verecektir.33/35 öyleyse kalplerinde maraz olanların, Allah ahret aleminde erkeklere huriler verilecek kadınlara ne verilecek? sorusu mantıksızdır. Onlara cevap olarak huriler. kadınlara da kılmanlar verilecek diyen din adamlarının verdikleri cevap da mantıksızdır.
Öyleyse Allah erkekleri kayırıyor mu? sorusu olayların iç yüzünü kavrayamayan insanların sorusudur. Olayın iç yüzünü kavrayan insanların iman edenlere, layık olan anlayış onun cinsiyette güçte hastalıkta ki farklılıklar değil, önemli olan her akleden insan bulunmuş olduğu konumu dünya hayatında tespit edip kendi üzerine düşen görevi yapıp yapmadığının muhasebesini yapmaktır.
Cehenneme giden insanlar kadın ve erkek ayırt edilmeden orada ceza çekerlerken kuranın aktardığı tabloya bakınız.56/41- "Ashab-ı Şimal", ne (mutsuzdur o) "Ashab-ı Şimal."
42- Hücrelere işleyen kavurucu bir sıcaklık ve kaynar su,
43- Ve kapkara dumandan bir gölge içindedirler.
44- Ki o, ne serindir, ne ferahlatıcı (kerim).
45- Çünkü onlar, bundan önce varlık içinde şımartılmış olanlardı.
46- Onlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı.
47- Ve derlerdi ki: "Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuzda mı, gerçekten biz mi diriltilecekmişiz?"
48- "Önceden gelip-geçmiş atalarımız da mı?"
49- De ki: "Şüphesiz, öncekiler de ve sonrakiler de."
50- "Bilinen bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır."
51- Sonra gerçekten siz, ey sapık olan yalanlayıcılar,
52- Şüphesiz zakkum olan bir ağaçtan yiyeceksiniz.
53- Böylece karınları(nızı) ondan dolduracaksınız.
54- Onun üzerine de alabildiğine kaynar sudan içeceksiniz.
55- Üstelik 'içtikçe susayan hasta develerin' içişi gibi içeceksiniz.
56- İşte bu, onların din (hesap ve ceza) gününde şölenleridir.
57- Sizleri Biz yarattık, yine de tasdik etmeyecek misiniz?
Eğer dünyadaki gibi bir konumda olmuş olsalardı yanan ateşe nasıl ölmeden dayanabileceklerdi. İşte onların derileri dökülür tekrar yenilenerek yanmaya devam eder.
Ali Rıza Borazan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 15. March 2010, 06:58 AM   #4
Ali Rıza Borazan
Uzman Üye
 
Ali Rıza Borazan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Feb 2009
Mesajlar: 399
Tesekkür: 59
244 Mesajina 483 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 7
Ali Rıza Borazan will become famous soon enoughAli Rıza Borazan will become famous soon enough
Standart

Son Günlerde Kuran’da miras hukuku ile ilgili Tutarsızlıklar olduğuna dair sözler iştim. Bu kuradaki miras hukuku ile ilgili ayetlerin düzgün anlaşılamamasından kaynaklanmaktadır. Mirasın Nasıl bölüşüldüğüne dair birkaç örnek göstererek tutarsız olmadığını anlatmaya çalıştım

KURAN’DA TANIMLANAN MİRAS HUKUKU

Yerlerin ve göklerin yaratıcısı olan Allah, İnsanların nerde nasıl davranacağına dair yaşanan hayatın kılavuzu olan kuranı, Göndermiştir. İnsanlar öldükten sonra geride kalanlara mirasın nasıl bölüştürüleceğine dair hükmünü açıklamıştır.
Maalesef içi mucizelerle dolu olan Kuran terk edilmiş. Duvarlara asmak onu sarıp sarmalamak öperek alnına değdirmek onu sahiplenmek değildir. Asıl ona saygı, asıl onu sahiplenmek insanların kendi yararlarına olan öğütleri dinleyip onu hayata geçirmek ona sahip çıkmak ondanyararlanmaktır.

25/30- Ve elçi dedi ki: "Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kuran’ı terk edilmiş (bir Kitap) olarak bıraktılar."

Belki Yaşadıkları hayatı ilerdeki zamanlarda insanlar sorgular da, Allahtan bize hayatı düzgün yaşamamız için, bir kitap gelmişti derler. Okuyanlar sahiplenenler çoğalır da dinleyenler olur.

Allah’ın İnsanlara öğütlediği miras taksiminin nasıl yapılması konusunu izah etmeye çalışacağım.

Miras Ölen kişilerin Yakınlık derecesine göre geride bıraktığı malların adilane bir şekilde kuranın tanımladığı gibi dağıtmak ve o kuralara uymak her müslümanım diyenlere bir sorumluluktur.

Şimdi Kuranda Geçen mirasla ilgili ayetlerden ölen kişilerin yakınlarına mirasın nasıl pay edileceğine dair paylaşımı Kuranda Miras ile ilgili geçen ayetleri bir araya getirerek pay etmeye çalışalım.

4/11- Çocuklarınız konusunda Allah, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder.
Eğer onlar ikiden çok kadın ise (ölünün) geride bıraktığının üçte ikisi onlarındır.
Kadın (veya kız) bir tek ise, bu durumda yarısı onundur.
(Ölenin) Bir çocuğu varsa, geriye bıraktığından anne ve babadan her biri için altıda bir,
Çocuğu olmayıp da anne ve baba ona mirasçı ise, bu durumda annesi için üçte bir vardır.
Onun kardeşleri varsa o zaman annesi için altıda bir'dir.
(Ancak bu hükümler, ölenin) Ettiği vasiyet veya (varsa) borcun düşülmesinden sonradır.
Babalarınız, oğullarınız, siz onların hangilerinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilmezsiniz. (Bunlar) Allah'tan bir farzdır. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır.

4/12- Eşlerinizin, eğer çocukları yoksa geride bıraktıklarının yarısı sizindir.
Şayet çocukları varsa, -onunla yapacakları vasiyetten ya da (ayıracakları) borçtan sonra- bu durumda bıraktıklarının dörtte biri sizindir.
Sizin çocuğunuz yoksa, geriye bıraktıklarınızdan dörtte biri onların (kadınlarınızın)dır.
Eğer sizin çocuğunuz varsa geriye bıraktıklarınızdan sekizde biri onların (kadınlarınızın)dır.
(Yine bu hükümler,) Edeceğiniz vasiyet veya (varsa) borcun düşülmesinden sonradır.
Mirası aranan erkek ya da kadın, çocuğu ve babası olmayan bir kimse olup erkek veya kız kardeşi bulunursa onlardan her biri için altıda bir vardır.
Eğer bundan fazla iseler, bu durumda -kendisiyle yapılan vasiyette ya da (varsa) borçtan sonra- üçte bir'de -zarara uğratılmaksızın onlara ortaktırlar.
(Bu size) Allah'tan bir vasiyettir, Allah, bilendir, (kullara) yumuşak olandır.

4/176- Senden fetva isterler. De ki:
"Allah, 'çocuksuz ve babasız olanın (kelle’nin)' mirasına ilişkin hükmü açıklar.
Ölen kişinin çocuğu yok da kız kardeşi varsa, geride bıraktıklarının yarısı kız kardeşinindir.
Ama (ölen) kız kardeşinin çocuğu yoksa, kendisi (erkek kardeşi) ona mirasçı olur.
Eğer kız kardeşi iki ise, geride bıraktıklarının üçte ikisi onlarındır.
Ama (mirasçılar) erkekler ve kız kardeşler ise, bu durumda erkek için dişinin iki payı vardır.
Allah, -şaşırıp sapmayasınız diye- açıklar. Allah, her şeyi bilendir
KURANA GÖRE MİRAS NASIL PAYLAŞTIRILIR?
1- Kocası ölüp de geride kalanlar için paylaştırma:” Çocuklarınız konusunda Allah, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder.”
a)- ölen kocanın karısı iki ve ikiden çok ise, Vasiyet ve borcun düşülmesinden sonra, geriye bıraktığı malların 2/3 ünü alırlar.
“Eğer onlar ikiden çok kadın ise (ölünün) geride bıraktığının üçte ikisi onlarındır”

b)-Ölen kocanın, karısı bir tane ise, Vasiyet ve borçlarının düşülmesinden sonra, yarısını alırlar.
“Kadın (veya kız) bir tek ise, bu durumda yarısı onundur.”

c)-Ölen kocanın çocukları varsa, vasiyet ve borcun düşülmesinden sonra geriye bıraktıkları mirasın sekizde birini alırlar. Ve anne baba için de altıda bir vardır.
“Eğer sizin çocuğunuz varsa geriye bıraktıklarınızdan sekizde biri onların (kadınlarınızın)dır.”

d)-“Mirası aranan erkek ya da kadın, çocuğu ve babası olmayan bir kimse olup erkek veya kız kardeşi bulunursa onlardan her biri için altıda bir vardır.”
e)-“ Onun kardeşleri varsa o zaman annesi için altıda bir'dir.”
BUNLARIN HER BİRİNDEN BİR ÖRNEK YAPMAYA ÇALIŞALIM.
Soru 1- Koca öldü. Geriye bir karısı 3 tane kız çocuğunu ve bir de anne babasını bıraktı bu durumda vasiyet ve borçları ödendikten sonra geride 10.000.TL. parası kaldı bunu nasıl pey edersiniz?
Cevap-
Karısı=1/8= 1.250
Baba1/6-= 1.667
Ana1/6 = 1.667
Toplam = 4.584
Diğer kalan miktar 10.000–4584=5.416 üç kız olunca üç eşit parçaya bölünür 1805,34 her bir kız için düşen pay
Eğer 2iki erkek bir kız olmuş olsaydı bir erkek iki kız hissesi alacağından kalan miktar beşe bölünür. Beş kız hissesi ortaya çıkar.
Kız= 1.083.20 TL. Alır
Erkek=1083.20X2= 2.266.40
Erkek = 2.266.40
Toplam= 5.416.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Soru–2= Kadın öldü. Geriye koca , anne ve baba ve iki kız bir erkek evlat kaldı.
Cevap:
Koca ¼= 2.500
Anne1/6= 1.667
Baba1/6= 1.667
Toplam = 4.417
Kalan miktar çocukların= 4.166 çocuklara iki kız bir erkek olunca bu miktarı dörde böleceğiz 1.041 Kız +1.041+2.083 Tl erkek olanınToplam4.417
BABASIZ VE ÇOCUKSUZ OLANLARIN KURANDAKİ MİRAS HUKUKU

4/12- Eşlerinizin, eğer çocukları yoksa geride bıraktıklarının yarısı sizindir. Şayet çocukları varsa, -onunla yapacakları vasiyetten ya da (ayıracakları) borçtan sonra- bu durumda bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Sizin çocuğunuz yoksa, geriye bıraktıklarınızdan dörtte biri onların (kadınlarınızın)dır. Eğer sizin çocuğunuz varsa geriye bıraktıklarınızdan sekizde biri onların (kadınlarınızın)dır. (Yine bu hükümler,) Edeceğiniz vasiyet veya (varsa) borcun düşülmesinden sonradır. Mirası aranan erkek ya da kadın, çocuğu ve babası olmayan bir kimse olup erkek veya kız kardeşi bulunursa onlardan her biri için altıda bir vardır. Eğer bundan fazla iseler, bu durumda -kendisiyle yapılan vasiyette ya da (varsa) borçtan sonra- üçte bir'de -zarara uğratılmaksızın onlara ortaktırlar. (Bu size) Allah'tan bir vasiyettir, Allah, bilendir, (kullara) yumuşak olandır.
4/11- Çocuklarınız konusunda Allah, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder. Eğer onlar ikiden çok kadın ise (ölünün) geride bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Kadın (veya kız) bir tek ise, bu durumda yarısı onundur. (Ölenin) Bir çocuğu varsa, geriye bıraktığından anne ve babadan her biri için altıda bir, çocuğu olmayıp da anne ve baba ona mirasçı ise, bu durumda annesi için üçte bir vardır. Onun kardeşleri varsa o zaman annesi için altıda bir'dir. (Ancak bu hükümler, ölenin) Ettiği vasiyet veya (varsa) borcun düşülmesinden sonradır. Babalarınız, oğullarınız, siz onların hangilerinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilmezsiniz. (Bunlar) Allah'tan bir farzdır. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır.

4/176- Senden fetva isterler. De ki: "Allah, 'çocuksuz ve babasız olanın (kelale’nin)' mirasına ilişkin hükmü açıklar. Ölen kişinin çocuğu yok da kız kardeşi varsa, geride bıraktıklarının yarısı kız kardeşinindir. Ama (ölen) kız kardeşinin çocuğu yoksa, kendisi (erkek kardeşi) ona mirasçı olur. Eğer kız kardeşi iki ise, geride bıraktıklarının üçte ikisi onlarındır. Ama (mirasçılar) erkekler ve kız kardeşler ise, bu durumda erkek için dişinin iki payı vardır. Allah, -şaşırıp sapmayasınız diye- açıklar. Allah, herşeyi bilendir.

Biraz netleştirdim
Mirası aranan erkek ya da kadın, çocuğu ve babası olmayan bir kimse olup erkek veya kız kardeşi bulunursa onlardan her biri için altıda bir vardır. Eğer bundan fazla iseler, bu durumda -kendisiyle yapılan vasiyette ya da (varsa) borçtan sonra- üçte bir'de -zarara uğratılmaksızın onlara ortaktırlar. (Bu size) Allah'tan bir vasiyettir, Allah, bilendir, (kullara) yumuşak olandır
Biraz daha netleştirelim
Ölen kişinin çocuğu yok da kız kardeşi varsa, geride bıraktıklarının yarısı kız kardeşinindir. Ama (ölen) kız kardeşinin çocuğu yoksa, kendisi (erkek kardeşi) ona mirasçı olur. Eğer kız kardeşi iki ise, geride bıraktıklarının üçte ikisi onlarındır. Ama (mirasçılar) erkekler ve kız kardeşler ise, bu durumda erkek için dişinin iki payı vardır. Allah, -şaşırıp sapmayasınız diye- açıklar. Allah, herşeyi bilendir.
Aradığımız çözmemiz gereken bu iki ayetin mukayase edilerek çözülmesi.
Mirası aranan erkek ya da kadın, çocuğu ve babası olmayan bir kimse olup erkek veya kız kardeşi bulunursa onlardan her biri için altıda bir vardır.
. Ama (mirasçılar) erkekler ve kız kardeşler ise, bu durumda erkek için dişinin iki payı vardır. Allah, -şaşırıp sapmayasınız diye- açıklar. Allah, herşeyi bilendir
Babasız ve çocuksun olanın mirası
Örnek; 10.000 TL. Borçlar vasiyet düşüldükten sonra kalan miktar
Ölenin bir tek erkek kardeşi bir tek de kız kardeşi olursa, her biri için altıda bir vardır.
Ölen kadın erkek mirasçı
Kız kardeş 1/6= 1667
Erkek kardeş=1/6=1667
Erkek= ½ =5.000
Toplam= = 8.334

Toplam Miktar= 3.333.34 İki Kardeşin Aldığı hisse
Ayette geçen babası ve çocuğu yoksa diyor. Mirasta Kimlerin pay aldığını daha önce Görmüştük. Burada Annesinin olmadığından söz etmiyor. O zaman gerde bıraktığı malların annesine kalması gerekir.
Annesi=10.000- 8334=Kalan miras.
Yine Anne Almış Olduğu miras hakkının 1/6 lık bölümünü koruyor.
¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬______________________ __________________________________________________ ____________________________________________
Babası Ve çocuğu olmayan Kişi ölürse Birkaç erkek ve ikiden çok kadınlar kardeşler ise 2/3 Kardeşlerindir
Ölen Kadın
Erkek mirasçı ½= 5.000.
Kardeşler Top.= 1/3= 3.333
Toplam = 8.333
Kalan miktar anneye 1.667
Kardeşlere düşen miktarda 2 kız 2 erkek olurs Toplam 6 Kız payı eder
3333 /6=her kız için 555.50 Her bir erkek için de 1111.tl olur

Erkek öldü geriye mirascı olarak 4 karısı +2 kız 2 erkek+anne ve baba mirasçı
Miktar 10.000
Kadınlar başka bu saydıklarımız mirasçılar olmadığı zaman mirasın üçte ikişsini alıyorlardı
Ayetler böyle çok kadın ve anne baba ve çocuk örneği vermemiş ama
Ama bir kadın olduğ zaman bir bölü ik alan miktar bir bölü sekize düşmüş Burada bir oran mantığı ve matematiği yapmak gerekiyor.
10.000 Tle Çocuklar ve baba anne olmadığında bir kadın 5.000 tl. alıyordu
Ama çocuklar ve anne baba olunca bu miktar bir bölü sekize düştü. O zaman
10.000 liranın 1/8 zi 1.250 Tl. Tuta
Yani beş binliranın bir bölü dördü kadar hisse alıyor.
O zaman Kdınları normalde aldıkları hisse 10.000=2/3=6667 Tl.
Bu oranı da bir bölü dört oranda kayba uğrarsa
Çocuğu babası anası olan ölenin kadınların toplamının aldığı Aldığı miktar 1/6 Olur o da 1.667= dört kadına düşen pay onu da dörde bölersek 416.67 Oran kadardır.
Kadınların tamamı 1/6=1667
Baba 1/6=1667
Ana 1/6=1667
Toplam =5.ooo
Geriye KALAN MİKTARİKİ KIZ HİSSEİ BİR ERKEK KADAR OLUNCA
5.000 Bölü altı 833,34 Her bir kızın aldıkları
1.667 de her bir erkeğin aldıkları miktardır
Kadın416.67
Kadın416.67
Kadın416.67
Kadın 416.67
Baba 1667.00
ANA 1667.00
Kız 833.34
Kız 833.34
Erkek1.667.00
Erkek 1667.00
T0p= 10.000
Ali Rıza Borazan isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
hukuku, kadının, miras


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 12:39 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Hanifler - Kuran odaklı gerçek din islam