hanifler.com Kuran odaklı dindarlık  

Go Back   hanifler.com Kuran odaklı dindarlık > NÜZUL SIRASINA GÖRE TEBYîNÜ'L -KUR'AN İŞTE KUR'AN ve VİDEOLARI Hakkı Yılmaz > İniş Sırası ile Sureler > 16.Tekasur Suresi

Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 19. July 2014, 09:35 PM   #1
galipyetkin
Uzman Üye
 
Üyelik tarihi: Sep 2011
Mesajlar: 1.437
Tesekkür: 104
562 Mesajina 942 Tesekkür Aldi
Tecrübe Puanı: 20
galipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud ofgalipyetkin has much to be proud of
Standart çoğaltma yarışı

Sömürü Düzeni
Tekasür / Çoğaltma yarışı nedir?


Emeği sömürmeye dayalı bir sistemdir.

Şöyle ki: patron maliyeti düşürmek için her şeyden kısmayı ister bu işçi ücretleri içinde geçerlidir. Böylece üretilen mamülün (üretilmiş mal) birim fiyatını da düşürüp piyasaya daha çok hakim olma/ Melikleşme durumunu kolaylaştır.



Diğer taraftan emekçiler de daha insancıl bir yaşam için ücretlerinin yükselmesi için uğraşır; sendikalar, dernekler, partiler gibi.

Anlayacağınız, Sömürü sisteminde patron emek olmadan, emeği sömürmeden patron olamaz.



Devlet nedir ?


Günümüzde Devlet, sermayenin zengin sınıfı arasında deveran ettiği, o ülke sınırlarındaki ezen ve ezilen iki sınıf arasındaki egemen sınıfın yani patronların baskı aygıtıdır. Nitekim yasalarla kendi sömürü düzenini yasallaştırır. İşçilerin eylemlerine karşı baskı yasalarını egemen olduğu yasaları parlementodan çıkarır.

Örnek: Sendikaların yasaklanması, Var olan işçilerinin sendikalaşmasına izin vermeme, Ceza kanunları, Mezarda emeklilik yasası vs.

Gümrük Nedir ?

Gümrük anlaşması yapılan ülke sınırları, ihracat yapan ülkenin milli sermayesinin kendi pazarını belirlediği sınırdır. O sınırı yani kendi piyasasını koruyabilmek için gümrük yasaları belirlenmiştir. Diğer ülkelerin ürünlerinin kendi piyasasını tehdit edemeyecek fiyatlarla içeri girmesi için belirlediği yüksek vergiler vardır. Bu sayede kendi piyasasını korumuş olur. Aynı zamanda sermaye kendi piyasasını koruyacak bir orduya da ihtiyaç duyar. Elinde tutuğu devlet yapısıyla ve yayın organlarıyla insanları kandırmaya başlar.

Bu kandırma kurgusu, bazen milliyetçiliği bazen dini, bazende sosyal şovenistliği kullanır. Bu düşüncelerle kandırdığı insanları canla başla savaşacak yiğit askerler elde etmiş olur.

Milliyetin için savaştığını sanırsın ama aslında sermayenin kendi piyasasını koruması için savaşırsın. Hiçbir işgalci güç işgal ettiği ülkenin bakkalın kasabın vb. gibi küçük esnaf ve emekçilerin mallarına el koymaz; İşgalci güçlerin asıl amacı yer altı ve yer üstü zenginlikleri ele geçirmektir. Hammadde piyasasını ellerinde tutmaktır. Aslında işgal edildik derken işgal edilen şey bizi dün sömüren zenginlerin piyasasıdır, bizim evimiz işimiz bakkalımız değil…

Durum böyleyken biz kim için savaşmış oluyoruz, biz ne için ölmüş oluyoruz ? Siz hiç villadan çıkan şehit cenazesi gördünüz mü?

***

Şimdi de gayrı safi milli hasıla neymiş ona bakalım ...

GSMH yalanı …

Türkiye'deki paranın hepsinin sahibi olduğum halde,insanları kandırmak için kendi paramı kağıt üzerinde 75 milyona bölme durumudur.

***

Ticaret, kar yapmaya ve özellikle insan ihtiyaçlarını gidermeye dayalıdır.Sadece kar yapmaya dayanan ticaret ise; Küçük esnaftan, bankalara, devlet işleyişine kadar; kar yoksa (dolaylı yada dolaysız) o işi asla yapmaz.

***


1. dünya savaşı ve öncesi üretim araçları şimdiye göre daha ilkeldi. Üretilen ürünler insan emeği ve makineler sayesinde üretiliyordu… Örneğin bir arabayı üretmek yüzlerce işçiyle yapılıyordu ve aynı fabrika yüzlerce arabayı üretmek için binlerce işçiye ihtiyaç duyuyordu. Ama şimdi makineler çok gelişti ve neredeyse birkaç işçiyle, gelişmiş robotlarla çok daha kısa sürede çok daha fazla araba üretile biliniyor. Artık patronlar işçiye ihtiyaç duymuyor ve işsizlik her geçen yıl artıyor…

Tekasür Hastalığı ...

Bu kapitalizmin engelleyemediği bir durumdur; zira kar yapmayı düşünmek zorundadır. Sürekli artan işsizlik durumu günümüz sisteminin kronik hastalığıdır. İç dinamiğinde var olan ve kesinlikle durduramadığı, kendi yasaları gereği bu sorun asla engelleyemeyeceği bir hastalıktır.

Gelişmiş makinelerle çok kısa sürede insanlığa yıllarca yetecek kadar ürün stokları üretilmektedir. Bu stokları satana kadar üretimi yavaşlatmak yada durdurmak zorundadır.

Ya da........ ...

Yeni piyasalar ele geçirmek zorundadır ( savaş) eğer başka bir pazarı (ülkeyi) ele geçiremediyse stokları eritene kadar işçileri işten çıkarmak zorundadır. Sokakta işsiz kalan işçiler, gelirleri olmadığı için bu stokları alacak paraları olmadığı yada paraları az olduğu için bu stokları yavaş yavaş eritmek durumda kalırlar. Buna ekonomik kriz dedir.

Bu kriz yıllarca sürebilir, sınırlandırılmamış kar hırsından dolayı üretim ile tüketim arasında denge yoktur.

Patron için işçi, hem emeği sömürülecek insan, hemde satış yapacağı pazardır (halk). Yani hem çalıştırırken sömürür hemde o malları mağazasında sana satar ve gene kar yapar… Yukarıda anlattığımız gibi hastalıklı yapıların kurduğu ve temelinde insan olmayan ekonomi asla ve asla adil olamaz. Krizleri asla ve asla engelleyemez. Bu krizler döneminde işsiz kalan işçiler ayaklanırlar. Şuan dünyada gördüğümüz duyduğumuz ayaklanmaların temel sebebi budur.

***

Her ekonomik yapının birde siyasal tarafı vardır; buna politika diyoruz.

Politika ....

Sermaye var olduğu bölgeyi (devlet) yönetecek halk ayaklanmalarını bastıracak bir mekanizması vardır. Bu mekanizmayı destekleyecek birde ideolojisi olmak zorundadır. Yukarıda anlattığımız milliyetçilik, sosyal demokratlık, din vb gibi araçları kullanır. Halkın birlik olması hiçbir zaman işine gelmez.

Toplumu din ayrımcılığı, mezhep ayrımcılığı, millet ayrımcılığı gibi düşüncelerle ve zaman zaman birbirlerine karşı kışkırtarak bölmek ve parçalama yöntemlerini kullanır. Arap ülkelerinde neler olduğunu ABD'nin neler yaptığını biliyoruz. Pazarlara bomba koymalar, camileri bombalamalar ve suçu birbirlerine atmalar vs. Halkın ayaklanmasının muhtemel olduğu dönemlerde yada kardeşliğin artmaya başladığı dönemlerde devletler bunu hep yapmıştır.

***

Şöyle bir örnek verelim ...

Bütün Türkiye piyasasını elinde tutan melikleşmiş bir fabrikalar sahibisin; Fabrikaların o kadar büyük ki tüm Avrupa'nın ve Afrika'nın ihtiyaçlarını senin Türkiye'deki büyük fabrikaların karşılıyor. Ülkende işsizlik olmaz; çünkü fabrikaların tıkır tıkır çalışıyordur.

Avrupa ve Afrika'ya malları sattığın için kendi ülkende bir ayaklanma çıkmasını istemezsin. İşçilerinin ücretlerini yüksek tutarsın, sosyal haklarını verirsin; eğer işçilerini sıkarsan ayaklanırlar ve seni devirebilirler. Dünyayı sömürmek istiyorsan kendi ülkenin refahını yükseltmek zorundasın ki bu dünyayı sömürdüğün paranın yanında devede kulak kalır…

Bunu seve seve verirsin. İşte gelişmişlik iddiasında olan ülkelerin kabaca genel durumu budur…

http://vekuran.blogspot.com.tr/2013/...apitalizm.html

Saygılarımla.
Galip Yetkin.
galipyetkin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
galipyetkin Adli üyeye bu mesaji için Tesekkür Eden 4 Kisi:
bartsimpson (19. July 2014), beyazasi (19. July 2014), dost1 (19. July 2014), khaos (3. August 2014)
Cevapla

Bookmarks

Etiketler
çoğaltma, yarışı


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:24 PM.


Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Hanifler - Kuran odaklı gerçek din islam