hanifler.com Kuran odaklı dindarlık

hanifler.com Kuran odaklı dindarlık (http://www.hanifler.com/index.php)
-   Miras (http://www.hanifler.com/forumdisplay.php?f=350)
-   -   Kuran'a göre miras hukuku (http://www.hanifler.com/showthread.php?t=1550)

Ali Rıza Borazan 15. March 2010 06:56 AM

Kuran'a göre miras hukuku
 
Son Günlerde Kuran’da miras hukuku ile ilgili Tutarsızlıklar olduğuna dair sözler iştim. Bu kuradaki miras hukuku ile ilgili ayetlerin düzgün anlaşılamamasından kaynaklanmaktadır. Mirasın Nasıl bölüşüldüğüne dair birkaç örnek göstererek tutarsız olmadığını anlatmaya çalıştım

KURAN’DA TANIMLANAN MİRAS HUKUKU

Yerlerin ve göklerin yaratıcısı olan Allah, İnsanların nerde nasıl davranacağına dair yaşanan hayatın kılavuzu olan kuranı, Göndermiştir. İnsanlar öldükten sonra geride kalanlara mirasın nasıl bölüştürüleceğine dair hükmünü açıklamıştır.
Maalesef içi mucizelerle dolu olan Kuran terk edilmiş. Duvarlara asmak onu sarıp sarmalamak öperek alnına değdirmek onu sahiplenmek değildir. Asıl ona saygı, asıl onu sahiplenmek insanların kendi yararlarına olan öğütleri dinleyip onu hayata geçirmek ona sahip çıkmak ondanyararlanmaktır.

25/30- Ve elçi dedi ki: "Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kuran’ı terk edilmiş (bir Kitap) olarak bıraktılar."

Belki Yaşadıkları hayatı ilerdeki zamanlarda insanlar sorgular da, Allahtan bize hayatı düzgün yaşamamız için, bir kitap gelmişti derler. Okuyanlar sahiplenenler çoğalır da dinleyenler olur.

Allah’ın İnsanlara öğütlediği miras taksiminin nasıl yapılması konusunu izah etmeye çalışacağım.

Miras Ölen kişilerin Yakınlık derecesine göre geride bıraktığı malların adilane bir şekilde kuranın tanımladığı gibi dağıtmak ve o kuralara uymak her müslümanım diyenlere bir sorumluluktur.

Şimdi Kuranda Geçen mirasla ilgili ayetlerden ölen kişilerin yakınlarına mirasın nasıl pay edileceğine dair paylaşımı Kuranda Miras ile ilgili geçen ayetleri bir araya getirerek pay etmeye çalışalım.

4/11- Çocuklarınız konusunda Allah, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder.
Eğer onlar ikiden çok kadın ise (ölünün) geride bıraktığının üçte ikisi onlarındır.
Kadın (veya kız) bir tek ise, bu durumda yarısı onundur.
(Ölenin) Bir çocuğu varsa, geriye bıraktığından anne ve babadan her biri için altıda bir,
Çocuğu olmayıp da anne ve baba ona mirasçı ise, bu durumda annesi için üçte bir vardır.
Onun kardeşleri varsa o zaman annesi için altıda bir'dir.
(Ancak bu hükümler, ölenin) Ettiği vasiyet veya (varsa) borcun düşülmesinden sonradır.
Babalarınız, oğullarınız, siz onların hangilerinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilmezsiniz. (Bunlar) Allah'tan bir farzdır. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır.

4/12- Eşlerinizin, eğer çocukları yoksa geride bıraktıklarının yarısı sizindir.
Şayet çocukları varsa, -onunla yapacakları vasiyetten ya da (ayıracakları) borçtan sonra- bu durumda bıraktıklarının dörtte biri sizindir.
Sizin çocuğunuz yoksa, geriye bıraktıklarınızdan dörtte biri onların (kadınlarınızın)dır.
Eğer sizin çocuğunuz varsa geriye bıraktıklarınızdan sekizde biri onların (kadınlarınızın)dır.
(Yine bu hükümler,) Edeceğiniz vasiyet veya (varsa) borcun düşülmesinden sonradır.
Mirası aranan erkek ya da kadın, çocuğu ve babası olmayan bir kimse olup erkek veya kız kardeşi bulunursa onlardan her biri için altıda bir vardır.
Eğer bundan fazla iseler, bu durumda -kendisiyle yapılan vasiyette ya da (varsa) borçtan sonra- üçte bir'de -zarara uğratılmaksızın onlara ortaktırlar.
(Bu size) Allah'tan bir vasiyettir, Allah, bilendir, (kullara) yumuşak olandır.

4/176- Senden fetva isterler. De ki:
"Allah, 'çocuksuz ve babasız olanın (kelle’nin)' mirasına ilişkin hükmü açıklar.
Ölen kişinin çocuğu yok da kız kardeşi varsa, geride bıraktıklarının yarısı kız kardeşinindir.
Ama (ölen) kız kardeşinin çocuğu yoksa, kendisi (erkek kardeşi) ona mirasçı olur.
Eğer kız kardeşi iki ise, geride bıraktıklarının üçte ikisi onlarındır.
Ama (mirasçılar) erkekler ve kız kardeşler ise, bu durumda erkek için dişinin iki payı vardır.
Allah, -şaşırıp sapmayasınız diye- açıklar. Allah, her şeyi bilendir
KURANA GÖRE MİRAS NASIL PAYLAŞTIRILIR?
1- Kocası ölüp de geride kalanlar için paylaştırma:” Çocuklarınız konusunda Allah, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder.”
a)- ölen kocanın karısı iki ve ikiden çok ise, Vasiyet ve borcun düşülmesinden sonra, geriye bıraktığı malların 2/3 ünü alırlar.
“Eğer onlar ikiden çok kadın ise (ölünün) geride bıraktığının üçte ikisi onlarındır”

b)-Ölen kocanın, karısı bir tane ise, Vasiyet ve borçlarının düşülmesinden sonra, yarısını alırlar.
“Kadın (veya kız) bir tek ise, bu durumda yarısı onundur.”

c)-Ölen kocanın çocukları varsa, vasiyet ve borcun düşülmesinden sonra geriye bıraktıkları mirasın sekizde birini alırlar. Ve anne baba için de altıda bir vardır.
“Eğer sizin çocuğunuz varsa geriye bıraktıklarınızdan sekizde biri onların (kadınlarınızın)dır.”

d)-“Mirası aranan erkek ya da kadın, çocuğu ve babası olmayan bir kimse olup erkek veya kız kardeşi bulunursa onlardan her biri için altıda bir vardır.”
e)-“ Onun kardeşleri varsa o zaman annesi için altıda bir'dir.”
BUNLARIN HER BİRİNDEN BİR ÖRNEK YAPMAYA ÇALIŞALIM.
Soru 1- Koca öldü. Geriye bir karısı 3 tane kız çocuğunu ve bir de anne babasını bıraktı bu durumda vasiyet ve borçları ödendikten sonra geride 10.000.TL. parası kaldı bunu nasıl pey edersiniz?
Cevap-
Karısı=1/8= 1.250
Baba1/6-= 1.667
Ana1/6 = 1.667
Toplam = 4.584
Diğer kalan miktar 10.000–4584=5.416 üç kız olunca üç eşit parçaya bölünür 1805,34 her bir kız için düşen pay
Eğer 2iki erkek bir kız olmuş olsaydı bir erkek iki kız hissesi alacağından kalan miktar beşe bölünür. Beş kız hissesi ortaya çıkar.
Kız= 1.083.20 TL. Alır
Erkek=1083.20X2= 2.266.40
Erkek = 2.266.40
Toplam= 5.416.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Soru–2= Kadın öldü. Geriye koca , anne ve baba ve iki kız bir erkek evlat kaldı.
Cevap:
Koca ¼= 2.500
Anne1/6= 1.667
Baba1/6= 1.667
Toplam = 4.417
Kalan miktar çocukların= 4.166 çocuklara iki kız bir erkek olunca bu miktarı dörde böleceğiz 1.041 Kız +1.041+2.083 Tl erkek olanınToplam4.417
BABASIZ VE ÇOCUKSUZ OLANLARIN KURANDAKİ MİRAS HUKUKU

4/12- Eşlerinizin, eğer çocukları yoksa geride bıraktıklarının yarısı sizindir. Şayet çocukları varsa, -onunla yapacakları vasiyetten ya da (ayıracakları) borçtan sonra- bu durumda bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Sizin çocuğunuz yoksa, geriye bıraktıklarınızdan dörtte biri onların (kadınlarınızın)dır. Eğer sizin çocuğunuz varsa geriye bıraktıklarınızdan sekizde biri onların (kadınlarınızın)dır. (Yine bu hükümler,) Edeceğiniz vasiyet veya (varsa) borcun düşülmesinden sonradır. Mirası aranan erkek ya da kadın, çocuğu ve babası olmayan bir kimse olup erkek veya kız kardeşi bulunursa onlardan her biri için altıda bir vardır. Eğer bundan fazla iseler, bu durumda -kendisiyle yapılan vasiyette ya da (varsa) borçtan sonra- üçte bir'de -zarara uğratılmaksızın onlara ortaktırlar. (Bu size) Allah'tan bir vasiyettir, Allah, bilendir, (kullara) yumuşak olandır.
4/11- Çocuklarınız konusunda Allah, erkeğe iki dişinin hissesi kadar tavsiye eder. Eğer onlar ikiden çok kadın ise (ölünün) geride bıraktığının üçte ikisi onlarındır. Kadın (veya kız) bir tek ise, bu durumda yarısı onundur. (Ölenin) Bir çocuğu varsa, geriye bıraktığından anne ve babadan her biri için altıda bir, çocuğu olmayıp da anne ve baba ona mirasçı ise, bu durumda annesi için üçte bir vardır. Onun kardeşleri varsa o zaman annesi için altıda bir'dir. (Ancak bu hükümler, ölenin) Ettiği vasiyet veya (varsa) borcun düşülmesinden sonradır. Babalarınız, oğullarınız, siz onların hangilerinin yarar bakımından size daha yakın olduğunu bilmezsiniz. (Bunlar) Allah'tan bir farzdır. Şüphesiz Allah, bilendir, hüküm ve hikmet sahibi olandır.

4/176- Senden fetva isterler. De ki: "Allah, 'çocuksuz ve babasız olanın (kelale’nin)' mirasına ilişkin hükmü açıklar. Ölen kişinin çocuğu yok da kız kardeşi varsa, geride bıraktıklarının yarısı kız kardeşinindir. Ama (ölen) kız kardeşinin çocuğu yoksa, kendisi (erkek kardeşi) ona mirasçı olur. Eğer kız kardeşi iki ise, geride bıraktıklarının üçte ikisi onlarındır. Ama (mirasçılar) erkekler ve kız kardeşler ise, bu durumda erkek için dişinin iki payı vardır. Allah, -şaşırıp sapmayasınız diye- açıklar. Allah, herşeyi bilendir.

Biraz netleştirdim
Mirası aranan erkek ya da kadın, çocuğu ve babası olmayan bir kimse olup erkek veya kız kardeşi bulunursa onlardan her biri için altıda bir vardır. Eğer bundan fazla iseler, bu durumda -kendisiyle yapılan vasiyette ya da (varsa) borçtan sonra- üçte bir'de -zarara uğratılmaksızın onlara ortaktırlar. (Bu size) Allah'tan bir vasiyettir, Allah, bilendir, (kullara) yumuşak olandır
Biraz daha netleştirelim
Ölen kişinin çocuğu yok da kız kardeşi varsa, geride bıraktıklarının yarısı kız kardeşinindir. Ama (ölen) kız kardeşinin çocuğu yoksa, kendisi (erkek kardeşi) ona mirasçı olur. Eğer kız kardeşi iki ise, geride bıraktıklarının üçte ikisi onlarındır. Ama (mirasçılar) erkekler ve kız kardeşler ise, bu durumda erkek için dişinin iki payı vardır. Allah, -şaşırıp sapmayasınız diye- açıklar. Allah, herşeyi bilendir.
Aradığımız çözmemiz gereken bu iki ayetin mukayase edilerek çözülmesi.
Mirası aranan erkek ya da kadın, çocuğu ve babası olmayan bir kimse olup erkek veya kız kardeşi bulunursa onlardan her biri için altıda bir vardır.
. Ama (mirasçılar) erkekler ve kız kardeşler ise, bu durumda erkek için dişinin iki payı vardır. Allah, -şaşırıp sapmayasınız diye- açıklar. Allah, herşeyi bilendir
Babasız ve çocuksun olanın mirası
Örnek; 10.000 TL. Borçlar vasiyet düşüldükten sonra kalan miktar
Ölenin bir tek erkek kardeşi bir tek de kız kardeşi olursa, her biri için altıda bir vardır.
Ölen kadın erkek mirasçı
Kız kardeş 1/6= 1667
Erkek kardeş=1/6=1667
Erkek= ½ =5.000
Toplam= = 8.334

Toplam Miktar= 3.333.34 İki Kardeşin Aldığı hisse
Ayette geçen babası ve çocuğu yoksa diyor. Mirasta Kimlerin pay aldığını daha önce Görmüştük. Burada Annesinin olmadığından söz etmiyor. O zaman gerde bıraktığı malların annesine kalması gerekir.
Annesi=10.000- 8334=Kalan miras.
Yine Anne Almış Olduğu miras hakkının 1/6 lık bölümünü koruyor.
¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬¬____________________________________________________________________________________________________________________
Babası Ve çocuğu olmayan Kişi ölürse Birkaç erkek ve ikiden çok kadınlar kardeşler ise 2/3 Kardeşlerindir
Ölen Kadın
Erkek mirasçı ½= 5.000.
Kardeşler Top.= 1/3= 3.333
Toplam = 8.333
Kalan miktar anneye 1.667
Kardeşlere düşen miktarda 2 kız 2 erkek olurs Toplam 6 Kız payı eder
3333 /6=her kız için 555.50 Her bir erkek için de 1111.tl olur

Erkek öldü geriye mirascı olarak 4 karısı +2 kız 2 erkek+anne ve baba mirasçı
Miktar 10.000
Kadınlar başka bu saydıklarımız mirasçılar olmadığı zaman mirasın üçte ikişsini alıyorlardı
Ayetler böyle çok kadın ve anne baba ve çocuk örneği vermemiş ama
Ama bir kadın olduğ zaman bir bölü ik alan miktar bir bölü sekize düşmüş Burada bir oran mantığı ve matematiği yapmak gerekiyor.
10.000 Tle Çocuklar ve baba anne olmadığında bir kadın 5.000 tl. alıyordu
Ama çocuklar ve anne baba olunca bu miktar bir bölü sekize düştü. O zaman
10.000 liranın 1/8 zi 1.250 Tl. Tuta
Yani beş binliranın bir bölü dördü kadar hisse alıyor.
O zaman Kdınları normalde aldıkları hisse 10.000=2/3=6667 Tl.
Bu oranı da bir bölü dört oranda kayba uğrarsa
Çocuğu babası anası olan ölenin kadınların toplamının aldığı Aldığı miktar 1/6 Olur o da 1.667= dört kadına düşen pay onu da dörde bölersek 416.67 Oran kadardır.
Kadınların tamamı 1/6=1667
Baba 1/6=1667
Ana 1/6=1667
Toplam =5.ooo
Geriye KALAN MİKTARİKİ KIZ HİSSEİ BİR ERKEK KADAR OLUNCA
5.000 Bölü altı 833,34 Her bir kızın aldıkları
1.667 de her bir erkeğin aldıkları miktardır
Kadın416.67
Kadın416.67
Kadın416.67
Kadın 416.67
Baba 1667.00
ANA 1667.00
Kız 833.34
Kız 833.34
Erkek1.667.00
Erkek 1667.00
T0p= 10.000

yusuffsahinnn 15. March 2015 10:53 PM

ali hocam ölen erkek olursa; miras sahipleride.... annesi, eşi, ve bir tek kız olursa dağılım nasıl gerçkleşir.. acaba?

yolcu42 11. September 2017 01:52 PM

Selamün aleyküm.

Nisa11,12,176 ayetlerine göre miras paylaşımını araştırmalarım neticesini(değerli bilgilerinize katkı sağlamak amacıyla) paylaşmak isterim.

1. Nisa 11, eşin olmadığı durumları ifade eder.(dikkat edin hiç eşten bahsetmez.
2. nisa 12 Eşin olduğu durumları ifade eder.
3.eşin olmadığı durumda annebaba varistir.(nisa 11 i dikkatli okursanız,"annebabası varis olunca" ifadesi geçer.ve eşten hiç bahsetmez."
4.eşin olduğu durumda annebabaya miras zorunluluğu yoktur.(bu zorunluluk ifademi açıklayacam inşallah)(nisa12de eşten bahseder fakat annebaba hiç geçmez)

5.çocuk yoksa kardeşler mirasçıdır.çocuk varsa kardeşlere miras bırakma zorunluluğu yoktur. (nisa 11 de dikkat edin çocuklara mirastan bahseder "çocuk yoksa" ifadesinden sonra kardeşlerden bahseder.)

6.kısaca dört ayrı kurum düşünün,çocuklar,eş,annebaba,kardeşler
Öncelik eş ve çocuklarındır.
Eş yoksa annebabanın miras hakkı vardır.
Çocuk yoksa kardeşlerin miras hakkı vardır.

Eş ve çocuklar varsa,zorunlu oranlar ödenince anne baba kardeşlere de pay verilebilir.(öncelik eş ve çocukların zorunlu paylarıdır)
(ayrıca nisa suresinde bir çok ayette hazır bulunanların,yetimlerin,yoksulların faydalandırılmaları söylenir)

7.verilen oranlar kesin çizgi değil,asgari sınırdır.(nisa13?)
Dikkat edin,kişilerin miras bırakmada çekindileri kişiler için sınırlar belirgindir.
İkiden fazla kız için veya bir kız için oran vardır fakat bir,iki veya daha fazla erkek için hüküm yoktur.
Yani bu hükümler ÖNCELİKLE hak iddia edemeyecek kişiler için(kız çocukları,eş,anne)haklarını korumak için miras paylarıdır. Zaten insan mirasını erkek çocuklarına bırakmaya meyillidir.

8.peki nisa 11 ile 176 arasında bir çelişki var mı?
"Kelale"nin kimleri kapsadığına az sonra bakalım,zaten buna gerek kalmayacak.

Nisa 11 "ölenin kardeşi varsa 1/6 hakkı var,"der
Nisa 176 da "kelalenin çocuğu yok,kardeşi varsa 1/2 hakkı var" der.
Peki zaten "kelale,çocuğu yok"demekti.
İki ayet neden farklı?

1. Nisa11 kişinin eşinin olduğu durumları kapsıyor demiştik.nisa176 ise eşinin olmadığı durumu kapsar.(eşi ve çocuğu yok.)(bu senin kuruntun diyebilirsiniz,okumaya devam edin lütfen)

2.nisa 11 de "erkek veya kadın, ölene VARİS KILINIRSA"
İfadesi burda eşin sağ olduğunu(kadın kocaya miras bıraktıysa veya koca kadına miras bıraktıysa) kanıtlıyor.
Meallerde"erkek veya kadın miras bıraktıysa" çevirisi yanlıştır kanaatindeyim. Çünkü aynı kelimenin geçtiği ayetlerden birisine bakalım.(7/128)(yûrisü)onu VARİS KILAR(arapça gramer bilenler hatalıysam düzeltebilir)
Yûrasü=varis kılınmak
yûrisü=varis kılmak
Yerisü= varis olmak
(19/63)nûrisü=varis kılarız
(19/40)nerisü=varis oluruz


Kısacası ayette geçen kadın veya erkek, mirası bırakan değil,miras bırakılandır.


3.diğer 3 ayette "miras bırakır" diye ifade yok.

Kişinin "terk etmesi" ifadesi geçiyor.

4.ayrıca nisa11 in devanında ölenin kardeşinden bahsederken "onun kardeşi" ifadesi var.
"ölen kişi kadın veya erkekse O İKİSİNİN KARDEŞİ varsa" demesi gerekirdi.

Yani"kadın veya erkek, ölen kişiye mirasçı kılınırsa ve ONUN (ölen kişinin)kardeşi olursa...."meali uygun olup buradan da ölenin çocuğunun olmayıp eşinin sağ olduğunu anlayabiliriz.
Nisa176 da ise kelale nin hem çocuğu hem de eşinin olmadığı,böylece kardeşlere yüksek oran kaldığı belli olur.

Demek istediğim,ayetin meali;

Kadın veya erkek,ölen birine mirasçı kılınırsa ,ve onun kardeşi varsa..
(doğru meal budur kanaatindeyim.
Ölen kişiye mirasçı olan kadın ise karısı
Erkek ise kocasıdır.

Nisa176 da Kelalenin tarifini vermiş kanaatindeyim(çocuk yok,kardeş var)

ASLINDA,nisa11,12 ışığında şu teori kabul edilince,
"eş ve çocuklar önceliklidir.
Annebaba ancak eş olmazsa (zorunlu) mirasçı olur.
Kardeşler ancak çocuklar olmayınca (zorunlu) mirasçı olur."

Bu taktirde nisa176 de KELALE nin anlamını bilmeye bile gerek kalmıyor.bakın kelale yerine kişi desek anlam ne oluyor.

Kişiye kadın veya erkek mirasçı kılınırsa
(eş mirasçı)
Kardeşi varsa(çocuksuz demekki çünkü kardeşi mirasçı oldu.)
Eş1/8. Kardeş1/6

Nisa176.
Kişinin kardeşi varsa(eşten bahsetmiyor,
eş yok,çocuk yok)
Kardeş 1/2

"

Son olarak, ayetlerdeki oranlar sınırdır.
Örneğin,bir kişinin eşi,3 kızı,annesi,kardeşi var
Eş ve çocuk olduğu için anne ve kardeş mirasçı değildir.(eş ve çocuklarına zorunlu payları verilince annababa kardeşlere de isteği ölçüsünde veya eşit olarak pay verilebilir kanaatideyim(nisa7 doğrultusunda)
Çocuklar 4/6 yı paylaşır. Eş 1/8 alır.
Bunlar zorunludur.kalan kısımları ister kızlarına fazla verir.ister eşine ister anne baba kardeşlere eşit paylaştırır)?

Kişinin 3 erkek çocuğu olsa burada yasal sınır(4/6) yoktur.çünkü zaten kişi mirasını erkek evlatlarına bırakmaya meyillidir.(tabi ki eşinin payını (1/8)verdikten sonra,erkek evlatlarına bütün mirasını bırakabilir.zaten de öyle yapar.)

Sadece erkek ve kız evlatların olduğu zaman kişi erkeğe ne veriyorsa kıza da yarısını vermek zorundadır.
Böylece kızların hakkı korunmuş olur.

Kombinasyonlar fazla,sizden soru gelirse bu kombinasyonları yazmaya çalışırım inşallah

Tek sorun şu kalıyor,

İki kız çocuk varsa oran yok.(nisa11)
İkiden fazla kız kardeş varsa oran yok(nisa176)

(nisa11 ve 176)yı dikkatli okursanız çocuklar ve kardeşler benzer konumda pay
edilmişler.
Bunun içindir ki iki kız çocuk,iki kız kardeşin gibi2/3,(nisa11)
İkiden fazla kız kardeş ise ikiden fazlakız çocuk gibi 2/3 pay edilir(nisa176). şeklinde ayetlerin birbirini tamamladığı kanaatindeyim)

En doğrusunu rabbimiz bilir.

dost1 11. September 2017 04:32 PM

Selamun aleyküm, değerli kardeşlerim,
Arapça olan Kur'an'ın ayetlerinin daha iyi anlaşılabilmesi için ayetlerde geçen sözcüklerin daha iyi anlaşılmasına yönelik olarak KELALE ile ilgili bilgi paylaşmak istedim.

[B]LÜGATTE KELÂLE[/B]:
كلالة - kelâle sözcüğü, "yürümekten yorgun düşme, aciz olma, yorgunluktan kuvvetin gitmesi" anlamlarındaki كلل - k-l-l fiilinin mastarı olup kesici yerleri işe yaramaz hâle gelmiş bıçak ve kılıca, kimsesiz-desteksiz kalmış yetime ve hâmile olduğu dönemde saldırganlığını yitirmiş yırtıcı hayvana da كلّ - kell denir ki bu, Türkçedeki "kelerme, kelleşme" sözcüğüyle aynı anlamdadır. [92–21] Lisânu'l-Arab, c. 7, s. 713–717; Tâcu'l-Arûs, c. 15, s. 659–663; Zemahşerî, c. 1, s. 510.
Kell sözcüğü, –dilimize Farsça'dan (aslında Farsça'ya Arapçadan geçmiştir), "saçı dökülmüş" anlamıyla girmiş olsa da– mecazen "zayıf düşmüş, cılız" anlamında da kullanılır. Her ne kadar TDK'da "kelerme" sözcüğü yoksa da, Anadolu'da, yıpranmış ve zayıf düşmüş şeylere kelermiş denir.
كلل - k-l-l kökünden türeme sözcükler Kur'ân'da üç yerde; Nisâ Sûresinin 12, 176, . kelâle ve Nahl Sûresinin 76'. Âyetlerinde kell [zayıf, güçsüz olduğundan yük hâline gelmiş] şeklinde yer alır.
Bu sözcük, "dıştan kuşatma" [yakın kimsesi olmadığından uzak olanların mirasçı olması] anlamıyla da açıklanabilirse de, buna lüzum yoktur. Sözcüğün vaz'ı yukarıda zikrettiğimiz gibidir.

[B]MİRAS HUKUKUNDA KELÂLE:[/B]
Bu sözcük miras hukukunda mesnetsiz rivayetlerdeki nakillere göre ele alınmış, bunun sonucu olarak da işin içinden çıkılmaz bir durum ortaya çıkmıştır. Genellikle kelâle, "vâlidi ve veledi olmadan miras bırakan kişi" olarak tarif edilmiştir. Vâlid "baba", veled ise "erkek çocuk" olarak kabul edildiğinden, çevirilerde "babasız ve çocuksuz" şeklinde yer almıştır. Aslında vâlid, "ana-baba"yı, veled ise "erkek ve kız çocuğu" birlikte ifade eder. Kur'ân'da ana-baba için vâlideyn, erkek-kız çocuk için veled, evlâd sözcükleri kullanılır.
Kutrub, "Kelâle , ana-baba ve kardeşin dışındaki şeylerin adıdır" (yani, "anasızlık-babasızlık ve kardeşsizlik") der. [92–22] El-Müfredât, s. 437.
Görüldüğü üzere Kutrub, anayı sözcük anlamına katarken, çocukları dışarıda bırakmıştır.
Rivayet destekli yorumlardan yola çıkıldığında, hatalı bir sonuca varıldığı için sözcüklerin asıl anlamları dikkate alınmalıdır. Kelâle'nin asıl anlamı, "zayıf düşmüş, kimsesiz, desteksiz kalmış" demektir. İnsan bu duruma, ancak eşi, usul ve furûu [anası-babası, erkek ve kız çocukları] olmadığı zaman düşer. Bu bakımdan kişiler; eş, usul ve furûuna bakmakla, onları zayıf ve desteksiz bırakmamakla yükümlüdürler. Eşe, usule ve furûa işte bu nedenle zekât ve sadaka verilmez.
Nisâ Sûresinin 12. ve 176. Âyetlerinde konu edilen "kelâle" işte budur; yani, "eş, ana-baba ve erkek-kız çocuklardan mahrum kalma hâli"dir.
176. Âyetten anlaşıldığına göre birileri Rasûlullah'a kelâle'nin miras durumunu sormuş, Allah da o'na, Allah, size fetva verecektir demesini emretmiştir. Kelâle ile ilgili fetva da 12. Âyette verilmiştir. Bulunması gereken pasaj dışında tertip edilmesi sonucu, 176. Âyetin, Çocuğu olmayan, kız kardeşi bulunan bir kişi helâk olursa [ölürse], bıraktığı şeyin yarısı onundur [kız kardeşinindir] bölümü, "kelâle" hakkında verilen fetva zannedilip, miras Âyetleri anlaşılmaz sözler yumağı hâline getirilmiştir. Özellikle bu Sûrenin 12. Âyetinde kelâle hakkındaki fetva ile burada kelâle hakkında olduğu kabul edilen fetva arasındaki çelişki nedeniyle çıkmaza girilmiş, "üvey kardeş, öz kardeş" takdirleri yapılmaya mecbur kalınmıştır. Hâlbuki kelâle hakkındaki fetva, 176. Âyette değil, 12. Âyette bulunmaktadır.
Âyetteki, çocuğu yoksa ifadesinden, murisin eşinin bulunduğu anlaşılmaktadır. O nedenle buradaki taksimde, eş ve kardeşler vâris durumundadırlar.
Burada üzerinde durulması gereken bir husus da, 176. Âyetin yapısıdır. Âyetteki, Senden kelâle [birinci derecede mirasçısı olmayan kişiler] hakkında fetva isteyecekler. De ki: "Allah, size fetva verecektir" ifadesinden sonra gelen Çocuğu olmayan, kız kardeşi bulunan bir kişi helâk olursa [ölürse], bıraktığı şeyin yarısı onundur [kız kardeşinindir]… bölümü, birinci kısmın açılımı değildir. Zira Çocuğu olmayan, kız kardeşi bulunan bir kişi helâk olursa [ölürse] ifadesinden, söz konusu kişinin evli olduğu, ama çocuğunun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Hanımı olduğuna göre ölen kişi "kelâle" değildir. Bu, mirastaki başka bir durumun izahıdır. Kelâle ise 12. Âyette açıklanmıştır.

Kusursuzluk sadece Allah'a mahsusdur.
Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
Sevgi,saygı ve muhabbetle.
Allah'a emanet olunuz.

galipyetkin 12. September 2017 01:05 PM

Memur vazifeli demektir. Memur maaşla çalışan insan demektir. Memuriyet dinî bir nitelik taşıyan kavramdır (İbrahim makamından yer edinmektir). Hak dinde olağan olan bir şey olup "kamu görevi" yapmaktır. Yani kâr için değil, insanlık için, bir geçimlik karşılığı iş yapmaktır.
Kamu görevi ise “Allah” için maişet usulü toplum lehine iş görmektir. Bu ise karşılıksız iş yapmaktır. Karşılıksız iş yapmanın sınırı ise ''Maişet''tir. Yani [B]maişet[/B], karşılık sayılmamaktadır. [B]İhtiyaçlarını karşılamaya yetecek miktar[/B] demektir.
Hele maişet, ücret hiç değildir. Çünkü insandan hizmet almaya devam etmek için onun temel ihtiyaçlarının karşılanması gerekir. Çünkü insan, tüketmek zorundadır. Tüketmeyi kestiği zaman ölür. Bunun için temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek kadar olan maişet din açısından karşılık sayılmamıştır. Yani Allah için iş yapma(Sebilullah).
Bunun için de Allah için iş yapmak olgusu, hiçbir şey verilmemesi demek değildir. Çünkü insan hiçbir şeysiz yaşayamaz.
Maaşta ölçü ise, itidal üzere yaşamaya yetecek kadar olmasıdır. Bunun altındakini vermek çalışana zülümdür. Fazlasına müsaade etmek ise, hizmet ettiği farz olunan topluma karşı zulümdür. Karşılıktır. Rüşvettir.

Topluma hizmet karşılığı verilmesi hak din tarafından ön görülen maaş dışında ve bu görev vesilesi ile maişetin dışında bir maddi şey alınıp kabul edilmesi ise rüşvettir; ister maaş yüksekliği olsun, isterse hediye niteliğinde olsun rüşvettir. Çünkü hak din değerler manzumesine göre bu fazladan kâr ve kazanç, o kişinin eline kamu görevi vesilesi ile gelmektedir. Çünkü elbirliğiyle mülkiyette her iş kamu görevi şartlarına göre serbest girişime izin verilmesi, yani ihtiyaç fazlası iş tutmayı, kamu görevi olmaktan çıkarmaz.
Mesela, fırında ihtiyaç fazlası ekmek üretmek bir kamu görevidir. Bunu maişet dışı amaçlarla kâr için yapmak ise rüşvettir.
Bir ülkenin binit ihtiyacını karşılamak kamu görevidir. Bundan kazanılanın sadece maişet kadarı müstahsilin, diğeri kamunundur…

Satılık eşya pazarlayan ve üretenler de bu işi kamunun mal ihtiyacını karşılamak için yaparlar; din bunu bu şartla meşru görür. Arada ki fark, memur olarak tanınan kimse kamunun ihtiyaç duyduğu hizmeti üretirken, alış verişçi, üretici, sanatkâr, sanayici gibi kimseler de bu işi kural olarak topluma hizmet etmek için yaparlar.
Hak din bunu böyle değerlendirir.
Hak din sosyo ekonomi politiğinde maişet dışındaki fazla ise, elden çıkartılarak, maişet düzeyine inmeyi gerektirir.
Memur açısından bunu yerine getirmek sorun olmaz. Çünkü, memur malı kendine değil, Beyt'ül Mal nam ve hesabına üretir. Ve ürettiği mal Beyt'ül Mal'ındır. Beyt El Mal'e üretilen değerin sadece maişet miktarı görevli mümine iade edilir ve fazlası ki bu artı değerdir, Beyt El Mal'de kalır.
Ama girişimci için bu tersine işler. Yani, ürettiği değerin bedeli onun eline geçmiştir. Bu kez o, kavam (itidal) üzere yaşamak ve iffet kuralına uymak için kendisinin ve iyalinin ihtiyacı olanı elinde tutup, kalanın hepsini Beyt El Mal'a vermesi gerekir. İşte, sıcak para eline geçen girişimci çoğunlukla buna uymaz. Uymadığı için de, zaten zenginleşip aristokratlaşır. Yani, Mu'minun Suresi-4. ayetini açıkça ihlal etmiş ve kat kat riba yemiştir.. Bu ayetin içeriğinin reddi ve maişet dışında, Beyt'ül Mal'a kalması gereken kısmın da/fazlanın da kendisine bırakılmasını istemek ve toplumu buna zorlamak ise rüşvettir; irtikâptır; ihtilastır; hırsızlıktır, kat kat riba yemektir.

İslam'ın getirdiği kurallar bu yazdıklarım olduğuna göre, meallerle hem de kan bağına göre oranlar yaratarak mirasçı denilenlere avantadan mal mülk sağlamanın dolayısı ile bu aykırılıkların, fitne yaratma çabalarının sebebi, nedeni nedir?
Bir Müslüman'ın maişetinden fazla bir "şeyi" olamayacağına göre neyi miras bırakacaktır ki?

Allah'ın adetinde ve sünnetinde ve de dolayısı ile Kur'an'da aykırılık yoktur.
Bu nedenle, ilk önce biri bunu bana anlatsın; yukarıdaki soruların cevabını versin.

Saygılarımla.
Galip Yetkin

yolcu42 12. September 2017 10:37 PM

Göklerin ve yerin mirası allahındır.
Allah yerde olanları bizim tasarrufumuza vererek bizi imtihan eder.

Kişi vardır,Hırsla para yığar
, malıyla allah rızasını aramak yerine gösterişe kullanır ve karun kadar miras bırakır.hesabını allaha verir,biz bilemeyiz
(28/76)karun ,musanın kavmindendi.
(Kişi karunlaşmak isteyince musa peygamber onun tercihlerine karışmıyor.
Allahın emrine karşı gelince cezasını allah veriyor.)
Fakat bu kişi öldüğünde,malının bir şekilde paylaştırılması gerekir.(ayrıca,nisa suresinde birçok ayette mirastan, yetimlerin,yoksulların,hazır bulunanların faydalandırılmasını söyler.

Kişi vardır,mütevazi bir ev bırakır,


Kişi de vardır,1000 tl. miras bırakır, vb.

Bir önceki mesajımda,
"miras taksimi ile ilgili ayetlerin açıklamasıdır.
Evet,nisa11,12,176 bununla ilgilidir ve biz bunu bilmek zorundayız.

(Özellikle dikkatle okursanız,hiçbir şekilde matematik hatasnın olmadığını,avliye,reddiye ve 27/24 hesaplarının geçersiz olduğunu belirtmek ve allahın kitabında asla çelişkiye yer olmadığını belirtmek için yazdık.
En doğrusunu rabbimiz bilir.)
Özellikle yazma amacımız çelişki ifadesini çürütmekti.)

Şunu diyebilirler,"müslüman adam para yığmaz ki mirası olsun"
Herkesin kendi düşüncesidir,ne kadar birikim yaptığı. Buna karışamayız.

Olması gereken ölçüyü kuran okuyan herkes,vicdanı ve inancı doğrultusunda belirler.

Lakin 1000 tl bile bıraksa,kutsal yasa bunun nasıl taksim edileceğini boş bırakmamıştır.

Diğer bir konu ise,

Dine hizmet etmek karşılıksızdır.Her yaptığın hizmetin ücreti allah katındadır.
Dine hizmet etmek ile kamuya hizmet etmek farklı şey.


Dine hakkıyla(kurandaki emirler doğrultusunda) hizmet ettiğin zaman(adaletli,yardımsever,aklıyla hareket eden,mütevazi,kul hakkı yemeyen...) zaten toplumsal huzuru sağlamış olursun.

Amaç topluma hizmet olursa,
O zaman Peygamberler topluma,yaşam tarzlarına muhalefet ederek gelmişlerdir.
Mevcut sistemi desteklemek isteseler peygamberimizin mekkede hacılara su dağıtması daha mantıklı
olmaz mı?

Aslında şöyle diyebiliriz,

Amaç; dine(allaha) hizmet olursa,
(tabi ki sadece kuran doğrultusunda)

Sonuç;toplumsal huzur

Amaç; sadece topluma hizmet olursa
Sonuç; bazen çoğunluğa tabii olmak

(örneğin dünyada finansal sistem bankacılık üzerine kurulmuştur, kişi vadeli mevduata(faize) para yatırınca para arzının artmasıyla faizlerin düşmesine katkı sağlar aslında.(banka senden ucuz maliyetle para bulamadığı için diğer bankalardan veya merkez bankasından yüksek maliyetle borçlanır ve bu maliyeti de kredi çeken kişiye yansıtır)
O zaman ihtiyaç kredisi kullananların daha düşük faizle borçlanması ve mutlu olması için (toplum yararı için) paramızı faize yatırıp dine destek mi olmuş oluruz, yoksa allahın, faiz yiyenlere karşı yaptığı tehditlere mi maruz kalırız?)



Esenlikler.

galipyetkin 13. September 2017 07:25 PM

[QUOTE=yolcu42]Şunu diyebilirler,"müslüman adam para yığmaz ki mirası olsun"
Herkesin kendi düşüncesidir,ne kadar birikim yaptığı. Buna karışamayız.

[B]Olması gereken ölçüyü kuran okuyan herkes,vicdanı ve inancı doğrultusunda belirler.[/B][/QUOTE]

Bakalım öyle mi?

"Salat", karşındakine bir ücret istemeden, karşılıksız yardımdır. Toplu yaşadığımızdan, karşılıklı yardımlaşma olup, ekonomik ve sosyal yönden de kollektif bir toplumsal yaşamı anlatır, ve "salat'ı ikâme" emri de kollektivist bir yaşamı hayata geçirin emridir.

Bu yaşantının mâli kuralı olarak da:
a)-devlet kurulmamışsa vergiyi tahsil edecek "kurum" bulunmadığından kişi her günkü kazancından ihtiyaç/zaruri geçim/maişet fazlasını, zaman geçirmeden bizzat götürüp ihtiyaç sahibine teslim edecek;
b)-devlet kurulmuşsa bu yükümlülük devlete geçtiğinden, konulmuş"mizanda vezin" kuralına göre, bu fazlalığı vergi olarak devlete verecektir ki "zekat'ı ita" diye anılır
(yukarıdaki ilk yazımız dikkate alınmalıdır.)

Nimeti/Rızkı Allah verir. Bu gün rızkınızı verdiği gibi yarın da rızkınızı vereceğine yani Allah'a güvenmezseniz, zekat olarak vermeniz gerekeni vermez de başkasının hakkını yer yani biriktirirseniz harama düşer ve paraya tapan bir putperest ve cennete veda eden, emanete hıyanet eden bir hırsız olursunuz. (Kitaptan Adem'in cennetten cehenneme indirilmesi anlatısını hatırlayın)

Şimdi Allah'ın
Kitab'ında bu hırsızlık mallarının hırsızın mirasçılarının arasında nasıl bölüştürüleceğini düzenlediğini zannetmek kadar abes bir şey olabilir mi?
Hırsızlık kurallarının, "meallerde" miras adı altında düzenlendiğini söylemek ne kadar doğru olabilir?

Saygılarımla.
Galip Yetkin

yolcu42 14. September 2017 08:16 AM

O zaman şu örneğin çözümü ne olabilir?

Ahmet bey köyde çiftçilik yapmakla geçimini sağlar.
Gözü gösterişte değildir.

Her yıl kazandığı paradan köyde ihtiyacı olan fakirlere hakkını verir.

Eski bir evi vardır.

Evde bir hanımı ve üç kızı yaşar.

Ahmet bey bir gün ölür.

Ve üç gün sonra bir yazı gelir;
"eviniz ve tarlanız hazineye devredilmiştir. Bir hafta içinde evi boşaltın"

Karısı ve kızları sokakta kalır.

Bu örnek mantıklı mı. Açıklar mısınız.

yolcu42 14. September 2017 09:00 AM

Aksi takdir de sistem şöyle olur;

"Ahmet beyin babasından bir şey kalmadığı için hazineye ait tarlada çalışır.hazineye ait evde oturur.
Ahmet beyin aslında köyde tarımı geliştirecek bir fikri vardır. Fakat Sadece temel gıda ihtiyaçlarını karşıladığı ve fazlasını vergi olarak verdiği için tarla sahibi olamaz ve başkasının tarlasında bu fikrini hayata geçiremez.

Gün geçtikçe ahmet bey şöyle düşünmeye başlar;
"ben niye çalışıyorum ki,zaten çalışanların vergisiyle devlet bana bakar."
Ahmet bey gibi düşünen kişiler artınca, ülke üreten değil tüketen duruma geçer.

Yönetim bu durumu engellemek için (çok üreten az tüketen bir toplum için)
Halka zorunlu vergiler koyar,devlete şu kadar buğday vereceksiniz diye kota koyar ,insanların tohumluk için sakladıkları buğdaylara bile el koyulur.vermeyenler zifte batırılıp çıplak şekilde köy meydanında gezdirilir.
Sonuç,
Zülum ve gözyaşı

galipyetkin 14. September 2017 09:27 AM

Sayın yolcu42.

Daha evvel okumanız ve öğrenmeniz gerekli olduğunu söylemiştim.
Ve şimdi de yine okumanız ve öğrenmeniz ve de öğrendiğiniz yönde kafanızı çalıştırmanız gerektiğini söylüyorum. Bilmeden, öğrenmeden ukalalık yapıyorsun.

Kapitalizme doğmuş, onun bilgilerini almış, o hayatı yaşayan ve o düzende hayat süren bir kişinin Müslümanlığı anlaması ve de tatbik edebilmesi, etrafındaki yaşamın da etkisiyle ve de Kitabı üç-beş kere okuyup biraz da Arapça öğrenme kibiriyle hemen hemen imkansız olduğundan, ukalalığı da normal .
Fakat bu durum kafa çalıştırmaya engel değil.

Dikkat etmiyor musunuz ki her tarafta "MÜLK ALLAH'INDIR" yazıyor.
Siz nasıl olur da başkasına ait olan bir malı sahiplenir de bir de başkalarına mülkiyetini geçirmek için vasiyet edebilir, malı devredebilirsiniz?

Şimdi Necm-39. ayetini bir okuyun,
"- Diyanet İşleri:-[B] İnsan için ancak çalıştığı vardır[/B]"

Sonra da şurada : [url]http://hanifler.com/showthread.php?t=2692deki[/url] "Adalet ve Rahmet" başlıklı 3 kısım halindeki yazıyı da bir okuyun.
Üzerinde biraz düşünün.

Sonra belki anlaşırız.
Çünkü aynı lisanı konuşmuyoruz.

Saygılarımla.
Galip Yetkin.


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:47 AM.

Powered by vBulletin® Version 3.8.1
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Hanifler - Kuran odaklı gerçek din islam