PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Nedir bu büyü-sihir?Hokus-pokus mudur?


Araştıran
12. May 2013, 11:50 AM
Selamun aleyküm değerli kardeşlerim,
Gene kuranda geçen bir terim olarak büyü yü tartışmaya açmak istedim.Büyü denilince insanların aklına neler geliyor?

27:13 - Bu şekilde âyetlerimiz onların gözleri önüne serilince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.
28:36 - Musa onlara apaçık âyetlerimizi getirince, "Bu, olsa olsa uydurulmuş bir sihirdir. Biz önceki atalarımızdan böylesini işitmemiştik" dediler.
34:43 - Karşılarında açık deliller halinde âyetlerimiz okunduğu zaman o zalimler: "Bu, başka değil, sırf sizi atalarınızın taptığı tanrılardan men etmek isteyen bir adam." dediler. Ve: "Bu (Kur'ân), başka bir şey değil, sırf uydurulmuş bir iftira" dediler. O kâfirler, hak kendilerine geldiği zaman: "Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değil." dediler.
46:7 - Bizim âyetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman inkâr edenler kendilerine gelen hak kitap için: "Bu apaçık bir büyüdür." dediler.
74:24 - "Bu, dedi, başka değil öğretilegelen bir sihirdir."

Anladığım Ayetlerden görüldüğü üzere sihir-büyü etkileyici söz,akla,mantığa uygun çürütülmesi imkansız sözler olarak karşımıza çıkıyor ve açık delilller,hak,Allahın ayetlerinden inkar edenler hep aynı tutumu göstererek bunlar bizi etkliyor diyor ve işin içinden çıkamıyorlar bizi kandırıyosun(büyülüyorsun)yaptığında sihir-büyü diyorlar.

Günümüze baktığımız zaman ayetlerin anlamını bilmeden arapça okunması,makamlı okunması,tekrar tekrar okunması,şu kadar tekrar yapılırsa şu etki olur,şurdan şu ayetin şu tesiri vardır.Arapça dan okunursa anlamını bilmesekde şu sevap vardır denmesi,Muskalar yazılması,tılsımlar hazırlanması vs vs.. örnekler uzatılabilir.Bu gibi inanışların islami-kurani değeri varmıdır!?

Değerli katkılarınızı,düşüncelerinizi,eleştirileriniz bekliyorum
Selam ve dua ile...

bartsimpson
12. May 2013, 12:27 PM
Görünürde Sünnetullah'a aykırı olan herşey "sihir ve büyü" kategorisindedir.

Günümüz deyişi ile "İlüzyon" göz boyama, göz aldanması, kafa karıştırma, manüplasyon...

Öyle abuk subuk "abrakadabra" felan gibi sözler söyleyip arabaları uçuran yada taşı altına çeviren olaylar yok yani.

ama birincisi için anti gravitasyon aleti kullandık, diğeri içinde elektron bozunumu uyguladık dersen iş değişir :)

fakat birde muhammed gelmeden önce bazı yahudi medyumların cinler vasıtası ile semadan geleceğe dair haberler aldıkları, fakat muhammed'in peygamberliği ile buna son verildiğine dair bir ayet vardı sanırım (yanlışta olabilir)

Miralay
13. May 2013, 12:33 PM
Bazı kişiler temel fizik,kimya bilimlerini esas alarak; anlamayanların gözünü boyayabiliyor.
"Abrakadabra" işin göz boyamacılık yanı.
Yıllar önce bir belgeselde izlemiştim; budist rahipler buda heykelinin karşısına geçerek, dikine havalanabiliyorlardı. İzah olarak ta tasavvufi bir terim olan, "az yiyerek,az uyuyarak,az konuşarak nefsi ıslah ederek hafifliyoruz; böylece bırak dikine havalanmayı, duvarın içinden bile geçebiliriz." demişlerdi.

Bilmiyorum; nefsi terbiye ederek bu tür şeyleri yapabilmek olası mı?

Yorumu sizlere bırakıyorum.
Saygılarımla.

merdem
13. May 2013, 02:38 PM
Bazı kişiler temel fizik,kimya bilimlerini esas alarak; anlamayanların gözünü boyayabiliyor.
"Abrakadabra" işin göz boyamacılık yanı.
Yıllar önce bir belgeselde izlemiştim; budist rahipler buda heykelinin karşısına geçerek, dikine havalanabiliyorlardı. İzah olarak ta tasavvufi bir terim olan, "az yiyerek,az uyuyarak,az konuşarak nefsi ıslah ederek hafifliyoruz; böylece bırak dikine havalanmayı, duvarın içinden bile geçebiliriz." demişlerdi.

Bilmiyorum; nefsi terbiye ederek bu tür şeyleri yapabilmek olası mı?

Yorumu sizlere bırakıyorum.
Saygılarımla.

Degerli Miralay kardesim,

Insan devamli az yiyecek ve az uyuyacak olursa, en fazlasindan oldugu yere yigilir kalir kuvvetsizlikten.

O budist rahiplerin ya kemik yapilarinda bir anormallik vardir (kuslar misali) ve yahutta firavunun sihirbazlari gibi halkin gözünü boyuyacak bir takim hileleri vardir.

Olabilir, balonlar icin kullanilan bir takim gazlardan yeteri kadar iclerine cekip nefeslerini uzun tuttuklari zaman o incecik vücutlari balon gibi havalaniyordur:p

Bir baska teori: gördüklerimiz acaba sahiden gercek midir yoksa öyle görünmesi istendiginden dolayi mi gördügümüzü zannediyoruz.

TV'de sunulan bir cok programlarda dahi ne hileler var. Zincirlerden kurtulmalar, elleri bagliyken kilit acmalar, bir dolaptan öbür dolaba gecisler: Beam me up scotty :p

Selam ve dua ile.

bartsimpson
13. May 2013, 05:20 PM
Bazı kişiler temel fizik,kimya bilimlerini esas alarak; anlamayanların gözünü boyayabiliyor.
"Abrakadabra" işin göz boyamacılık yanı.
Yıllar önce bir belgeselde izlemiştim; budist rahipler buda heykelinin karşısına geçerek, dikine havalanabiliyorlardı. İzah olarak ta tasavvufi bir terim olan, "az yiyerek,az uyuyarak,az konuşarak nefsi ıslah ederek hafifliyoruz; böylece bırak dikine havalanmayı, duvarın içinden bile geçebiliriz." demişlerdi.

Bilmiyorum; nefsi terbiye ederek bu tür şeyleri yapabilmek olası mı?

Yorumu sizlere bırakıyorum.
Saygılarımla.

Abi ben sana başka bişi diyim,

Nat Geo'da seyrettim.

Amerika Parapsikoloji Derneği Başkanı konuşuyor...

Kamera binanın dışında bahçede....

"Dernek olarak laboratuvar şartlarında Medyumluk yeteneğini bize ispat edebilene 1.000.000$ ödül vereceğimizi ilan ettik. Bu durumda burada kuyruk olması gerekiyordu. Siz kimseyi görüyor musunuz?"

Bide senin sorun şunu hatırlattı;

FM5qskzkuEg

merdem
13. May 2013, 05:26 PM
Abi ben sana başka bişi diyim,

Nat Geo'da seyrettim.

Amerika Parapsikoloji Derneği Başkanı konuşuyor...

Kamera binanın dışında bahçede....

"Dernek olarak laboratuvar şartlarında Medyumluk yeteneğini bize ispat edebilene 1.000.000$ ödül vereceğimizi ilan ettik. Bu durumda burada kuyruk olması gerekiyordu. Siz kimseyi görüyor musunuz?"


Bizim cüppeli varken kuyruga ne lüzum var Bart Evladim :p ödülü alan belli.

merdem
14. May 2013, 03:26 AM
Görünürde Sünnetullah'a aykırı olan herşey "sihir ve büyü" kategorisindedir.

Günümüz deyişi ile "İlüzyon" göz boyama, göz aldanması, kafa karıştırma, manüplasyon...

Öyle abuk subuk "abrakadabra" felan gibi sözler söyleyip arabaları uçuran yada taşı altına çeviren olaylar yok yani.

ama birincisi için anti gravitasyon aleti kullandık, diğeri içinde elektron bozunumu uyguladık dersen iş değişir :)

fakat birde muhammed gelmeden önce bazı yahudi medyumların cinler vasıtası ile semadan geleceğe dair haberler aldıkları, fakat muhammed'in peygamberliği ile buna son verildiğine dair bir ayet vardı sanırım (yanlışta olabilir)

Demek ki Allah'in Elcileri ayetler ile geldiklerinde kafirler böylesine etkileniyor, bu bir sihirden baska bir sey demiyorlar. Tabii ki büyülendiklerinden degil, islerine gelmedigi icin bunlar hokus-pokustur (sacmalik olarak kabul ediyorlar) diyorlar.

Atalarindan bilegeldiklerine uymadigi icin.

Aliskanliklarinin disinda hareket etmekten rahatsiz olduklari icin........

Ellerinde bulunan mal ve mülkten olmamak icin, makamlarindan olmamak icin.

merdem
14. May 2013, 04:11 AM
Selamun aleyküm değerli kardeşlerim,
Gene kuranda geçen bir terim olarak büyü yü tartışmaya açmak istedim.Büyü denilince insanların aklına neler geliyor?

27:13 - Bu şekilde âyetlerimiz onların gözleri önüne serilince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.
28:36 - Musa onlara apaçık âyetlerimizi getirince, "Bu, olsa olsa uydurulmuş bir sihirdir. Biz önceki atalarımızdan böylesini işitmemiştik" dediler.
34:43 - Karşılarında açık deliller halinde âyetlerimiz okunduğu zaman o zalimler: "Bu, başka değil, sırf sizi atalarınızın taptığı tanrılardan men etmek isteyen bir adam." dediler. Ve: "Bu (Kur'ân), başka bir şey değil, sırf uydurulmuş bir iftira" dediler. O kâfirler, hak kendilerine geldiği zaman: "Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değil." dediler.
46:7 - Bizim âyetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman inkâr edenler kendilerine gelen hak kitap için: "Bu apaçık bir büyüdür." dediler.
74:24 - "Bu, dedi, başka değil öğretilegelen bir sihirdir."

Anladığım Ayetlerden görüldüğü üzere sihir-büyü etkileyici söz,akla,mantığa uygun çürütülmesi imkansız sözler olarak karşımıza çıkıyor ve açık delilller,hak,Allahın ayetlerinden inkar edenler hep aynı tutumu göstererek bunlar bizi etkliyor diyor ve işin içinden çıkamıyorlar bizi kandırıyosun(büyülüyorsun)yaptığında sihir-büyü diyorlar.

Günümüze baktığımız zaman ayetlerin anlamını bilmeden arapça okunması,makamlı okunması,tekrar tekrar okunması,şu kadar tekrar yapılırsa şu etki olur,şurdan şu ayetin şu tesiri vardır.Arapça dan okunursa anlamını bilmesekde şu sevap vardır denmesi,Muskalar yazılması,tılsımlar hazırlanması vs vs.. örnekler uzatılabilir.Bu gibi inanışların islami-kurani değeri varmıdır!?

Değerli katkılarınızı,düşüncelerinizi,eleştirileriniz bekliyorum
Selam ve dua ile...



Ve Aleykum Selam, Degerli Arastiran Kardesim,

Gercekten günümüze kadar süregelen ( maalesef daha coook uzun sürecek olan ) önemli bir konuya temasta bulunmussun.

Zamaninda kendilerine Allah'in Elcileri Ayetlerle geldiklerinde bu türde cevaplar verilmis ve düpedüz karsi gelinmistir.

Buna benzer cevaplar halen günümüzde devam etmektedir, ama bu cevaplar kafirlerden degil, ne yazik ki müslümanim diyenlerdendir.

-Ayet var diyorsun ama hadis var kardesim....
-Sen falan alimden/eski alimlerden daha mi iyi bileceksin...


Tarih tekerrürden ibarettir denir ya, iste ispati, en eski tarih senaryolari halen sahnelerimizde günümüzün en yaygin seklinde en ciddiye alinmasi gereken konular bir komödi olarak oynaniyor.

Son Elci adina uydurulan sözler/eylemler/hadisler maalesef Yüce Allah'in bizzat tarafindan korunulacagi teminat verilen Kur'an ayetlerine tercih edilmektedir.

Hangi sihrin hangi büyünün tesiri altinda kalarak böyle davrandigini bilmeyen bu insanciklarin hali ne olacaktir? Hesaplarin görülecegi günde: Rabbimiz! Biz sana sirk kosanlardan degildik! Bu sözler anlayacagimiz gibi sadece müsriklerin agzindan degildir.

Keske bunu anlayabilselerdi.

Selam ve dua ile.

Araştıran
14. May 2013, 09:34 PM
Ne yazıkki bartsimpson kardeşimin verdiği örneğe katılamayacağım.Verdiği örnekle her ne kadar birşeyler anlatmaya çalıştıysada cemyılmaz ın şu teşbihi "uçuyor olsa peygamberliğini ilan ederdi" sözü buram buram küfr kokuyor.Böyle örnek olamaz bir yanlışa daha beteriyle örnek veriyosun.Hiç bir peygamber böyle iddiada bulunamaz ki kardeşim zaten dolayısıyla böyle örnekde olmaz!Bu şu demektir insanların kafasında hala peygamberlerin doğaüstü güçleri olduğu inancıdır ki bu tamamiyle yanlış!Hee diyeceksiniz ki Allah dilerse olmazmı?Tabiki fakat Allahın süregelen sünnetinde bir değişiklik bulamazsın.Yani Yeryüzünde dolaşan melekler olsaydı elçi olarak melek,İnsanlar olduğuna görede yeryüzüne Bizim gibi etden,kemikden insan gönderdi Rabbim.

Büyüden bahsetmemin sebebi ise Milletin kafasındaki Herhangibir işi ters gittiğinde birisinin ona büyü yaptığı inancı.İşte bu inanç insanı yiyen bitiren,böyle birşey yok diyincede karşısındakinin kuranı gösterip bak burda büyü var,sen inkarmı ediyorsun,edersen kafir olursun demesi ve böylecede kişinin içindeki o vesveseyi,paranoyayı artıran tarzda inanışlar!

Asıl sorun insanın Büyü-sihir kelimelerine ne anlamlar yüklediği.Eğer bu terimleri hala Harry potter ın filmlerindeki gibi anlarsan,yada hollywood un şeytan çıkarma filmlerindeki gibi algılarsan kendi kendine en büyük zararı verirsin.Bir şeyin büyü olması için ortada söz olmalı,bu söz karşındaki tarafından anlaşılmalı ve dinleyen kişi o sözden etkilenmesi,inanması gerekir.İşte burda kafir olup olmama konusunda çok ince bir ayrım var.Çünkü biliyoruzki Kuran da çok etkileyici,muhteşem,mükemmel hadislerden(ahsenel hadis) oluşuyor.Fakat rabbim insana körü körüne inanma diyor ve:
1-diğer ayetlerle karşılaştır-çelişki bulamazsın
2-bir ayet diğerini açıklayıcı
3-İçindeki bir kelimenin anlamınıda bir bütün içinde ayetler,sureler topluluğunda açıklıyor.
burda +maddeler sıralanabilir...

Eğer ki diğer söylenen sözler içinde aynı yaklaşımları izlersek yani sorgulayarak yaklaşırsak göreceğizki sana söylenen o büyülü söz bir bakmışsın sende hiçbir etki bırakmamış

İnşallah anlattıklarımı,düşüncelerimi ifade edebilmişimdir.

Selam ve dua ile...

Edit:Örneğin bir cinci hocaya ve medyuma gittin oda dediki sana büyü yapılmış,sende inandın hehh işte sana büyü yapıldı kim tarafından o cinci hoca yada medyum tarafından.(Bu sadece büyünün başlangıcı daha fazla dinlersen onu büyünün etkisi o kadar büyük olur :)

Araştıran
15. May 2013, 11:01 PM
Görünürde Sünnetullah'a aykırı olan herşey "sihir ve büyü" kategorisindedir.

Günümüz deyişi ile "İlüzyon" göz boyama, göz aldanması, kafa karıştırma, manüplasyon...

Öyle abuk subuk "abrakadabra" felan gibi sözler söyleyip arabaları uçuran yada taşı altına çeviren olaylar yok yani.

ama birincisi için anti gravitasyon aleti kullandık, diğeri içinde elektron bozunumu uyguladık dersen iş değişir :)

fakat birde muhammed gelmeden önce bazı yahudi medyumların cinler vasıtası ile semadan geleceğe dair haberler aldıkları, fakat muhammed'in peygamberliği ile buna son verildiğine dair bir ayet vardı sanırım (yanlışta olabilir)

Bahsettiğiniz ayet Mülk suresi 5.ayet mi?Ayetlerden örnek verirken daha hassas olursak daha iyi olacağı kanaatindeyim.


Biz, yeryüzüne en yakın olan gökleri ışıklarla süsledik ve onları (insanlar arasında bulunan) şeytan ruhluların boş ve anlamsız spekülasyonlarına konu yaptık ve onlar için yakıcı alevden bir azap hazırladık;(M.ESED)
5Ve andolsun ki Biz, en yakın göğü kandillerle süsledik ve onları, kâhinlere palavra
malzemesi [meteorların yeryüzüne düşmesiyle, insanların uzaydaki varlıkları tanımalarıyla
şeytanların; kâhinlerin, falcıların sahtekârlıklarının ortaya çıkmasına malzeme] yaptık. Ve onlar
için alevli ateş azabını hazırladık.(H.YILMAZ)

bartsimpson
15. May 2013, 11:19 PM
Bahsettiğiniz ayet Mülk suresi 5.ayet mi?Ayetlerden örnek verirken daha hassas olursak daha iyi olacağı kanaatindeyim.


Biz, yeryüzüne en yakın olan gökleri ışıklarla süsledik ve onları (insanlar arasında bulunan) şeytan ruhluların boş ve anlamsız spekülasyonlarına konu yaptık ve onlar için yakıcı alevden bir azap hazırladık;(M.ESED)
5Ve andolsun ki Biz, en yakın göğü kandillerle süsledik ve onları, kâhinlere palavra
malzemesi [meteorların yeryüzüne düşmesiyle, insanların uzaydaki varlıkları tanımalarıyla
şeytanların; kâhinlerin, falcıların sahtekârlıklarının ortaya çıkmasına malzeme] yaptık. Ve onlar
için alevli ateş azabını hazırladık.(H.YILMAZ)

Ben bulamamıştım... Siz bulmuşsunuz bravo... Teşekkürler.

Ama tabi mealler tartışılır... Doğrusunu büyüklerimiz bilirler.

gul
16. May 2013, 01:37 AM
aslında insanların kafasında bu büyü olayı bakara 102 ayetiyle girmiş bence, harut marut diye bi bilinmeyen var, eşlerin arası açılması falan büyü sihir birazda seviyoruz bu tür şeyleri kolaya kaçmak aslında. merdem hanıma katılıyorum, kabul edildiği takdirde biçok şeyi değiştirebilecek olan sözleri inkar etmeleri, çıkarlarının zedelenmesi, akıl bulandırma gibi bişey
Bakara; 102: Ve onlar (Yahudiler) Süleyman mülküne dair şeytanların okuyup durdukları şeylere uydular. Halbuki Süleyman kâfir değildi. Ama o şeytanlar kâfir idiler; insanlara sihri ve Babil'de iki meleğe/ iki krala; Harut ve Marut'a indirileni öğretiyorlardı. Halbuki o ikisi (Harut ve Marut), "Biz fitneyiz, sakın kâfir olma!" demedikçe hiç kimseye hiçbir şey öğretmezlerdi. İnsanlar o ikisinden erkekle eşinin arasını açtıkları şeyleri öğreniyorlardı. -Ne var ki, onlar onunla Allah'ın izni olmadan hiç kimseye zarar veremezler- Onlar kendilerine zarar vereni, yarar vermeyeni öğreniyorlardı. Ant olsun ki, onu satın alanın ahirette hiçbir nasibi olmayacağını da kesinlikle biliyorlardı. Ve öz benliklerini sattıkları şey ne çirkin bir şeydi! Keşke bilmiş olsalardı.

Barış
17. May 2013, 03:57 AM
Konuyla alakalı bir yazıyı paylaşmak istedim.


BÜYÜ

"Büyü" olarak çevrilen kelimenin Kur’an’daki aslı “Sihir”dir.

Öncelikle Araf Suresi’ndeki Musa-Firavun kıssasının bir bölümüne bakalım:

Sihirbazlar şöyle dediler: "Ey Mûsa! Sen mi hünerini ortaya atacaksın yoksa biz mi hünerlerimizi sergileyelim?" (Araf, 115)

"Siz sergileyin." dedi. Hünerlerini ortaya atınca, halkın gözlerini büyülediler, onları dehşete düşürdüler. Çok büyük bir büyü sergilediler. (Araf, 116)

Büyücüler değnekleri havada oynatarak hünerlerini sergilemişlerdir (Taha, 66). Normal şartlarda değnekler havada oynamaz. Ancak sihirbazlar gerçeği çarpıtmak için bir takım hileler kullanarak (Taha, 69), belki kimyasal karışımlarla, belki halkın göremeyeceği iplerle değnekleri havada oynatmışlardır. Bu hilelerden haberi olmayan halk üzerinde etki yaratmışlar ve Firavun da bu sayede hükümranlığını perçinlemiştir. Ancak Musa asası ile gerçeği ortaya koyduğunda, sihirbazlar bunun hile ile yapılamayacağını anlamış, bunun gerçek olduğunu görmüş böylelikle secde etmişlerdir (Bakınız, Musa ve İsa Kıssalarındaki Mucizeler makalesi).

Biz de Mûsa'ya şöyle vahyettik: "Hadi at asanı!" Bir de ne görsünler, asa, onların ortaya getirdikleri şeyleri yalayıp yutuyor. (Araf, 117)

Böylece hak ortaya çıktı, onların yapıp ettikleri, işe yaramaz hale geldi. (Araf, 118)

Büyü/Sihir, gerçeği olduğundan farklı göstermek, gerçeği çarpıtmak demektir. Gerçeği çarpıtmada iki ana unsur söz konusudur:

1.Gerçeğin çarpıtılmasında hile kullanılması:

…Onların sanayi olarak ürettikleri sadece bir büyücünün hilesidir. Büyücü ise nereye gitse iflah etmez. (Taha, 69)

2.Kast unsuru: Büyü tasarlanarak kast ile yapılır.

Gerçeği olduğundan farklı göstermek isteyen kişi/büyücü çeşitli hileler kullanarak gerçeği çarpıtmakta bu yolla karşı taraf üzerinde etki yaratarak onu aldatmakta ve bu sayede kendi amacına ulaşmaya çalışmaktadır.

Gerçek ortaya konduğunda küfre sapanlar/gerçeğin üzerini örtenler bu bir büyüdür/gerçeğin çarpıtılmış halidir derler:

Hani, Allah şöyle demişti: "Ey Meryem'in oğlu İsa! Senin ve annenin üzerindeki nimetimi hatırla. Seni Ruhulkudüs'le desteklemiştim, beşikte iken ve erginlik çağında insanlarla konuşuyordun. Sana Kitap'ı, hikmeti, Tevrat'ı, İncil'i öğretmiştim. Benim iznimle çamurdan kuş görünümünde bir şey yaratıyor, içine üflüyordun da o benim iznimle kuş oluyordu. Doğuştan körü, abraşı benim iznimle iyileştiriyordun. Benim iznimle ölüleri çıkarıyordun. İsrailoğullarını senden uzak tutmuştum. Hani, sen onlara açık-seçik ayetleri getirdiğinde, küfre sapanları şöyle deyivermişti: "Açık bir büyüden başka bir şey değil bu." (Maide, 110)

Eğer biz sana parşömen üzerine yazılı bir kitap göndermiş olsaydık, onlar da ona elleriyle dokunmuş olsalardı, o küfre batmışlar, hiç kuşkusuz şöyle deyivereceklerdi: "Bu, apaçık bir büyüden başka şey değildir." (Enam, 7)

O, odur ki, gökleri ve yeri altı günde yaratmıştır. O'nun arşı da su üzerinde idi. Böyle yapması, iş ve davranış yönünden hanginizin daha güzel olduğunu belirlemek için sizi denemeye yöneliktir. Sen, "Kuşkusuz, sizler ölümden sonra diriltileceksiniz!" dediğinde, küfre batanlar hemen ve kesinlikle şöyle derler: "Bu apaçık bir büyüden başka şey değildir." (Hud, 7)

Gerçek, katımızdan onlara geldiğinde şöyle demişlerdi: "Hiç kuşkusuz, bu, apaçık bir büyüdür." (Yunus, 76)

Mûsa dedi ki: "Gerçek size ulaştığında böyle mi konuşuyorsunuz? Büyü müdür bu? Büyücülerin kurtuluşu yoktur." (Yunus, 77)

Fakat hak, katımızdan kendilerine geldiğinde şöyle dediler: "Mûsa'ya verilenin aynısı buna da verilseydi ya!" Bunlar daha önce Mûsa'ya verileni inkâr etmemişler miydi? Şöyle demişlerdi: "Birbirini destekleyen iki büyü/sırt sırta iki büyücü." Ve dediler: "Biz bunların ikisine de inanmıyoruz." (Kasas, 48)

Ne var ki, hak kendilerine geldiğinde şöyle dediler: "Bu bir büyü, biz bunu inkâr ediyoruz!" (Zuhruf, 30)

Herşeyi ayan-beyan gösteren ayetlerimiz onlara okunduğunda, kendilerine gelmiş olan hakkı inkâr edenler şöyle derler: "Açık bir büyüdür bu!" (Ahkaf, 7)

Ayetlerimiz açık-seçik kanıtlar halinde karşılarında okununca şöyle derler: "Bu adam, atalarınızın kulluk/ibadet etmekte olduklarından sizi vazgeçirmek isteyen biriden başkası değil." Şunu da söylerler: "Bu, düzenlenmiş bir yalandan/iftiradan başka şey değildir." Hakkı inkâr edenler, o kendilerine geldiğinde şöyle demişlerdir: "Açık bir büyüden başka şey değil bu!" (Sebe, 43)

Bunun ardından Musa onlara açık-seçik ayetlerimizi getirdiğinde onlar şöyle dediler: "Uydurulmuş bir büyüden bakası değil bu. İlk atalarımız arasında bunu hiç duymadık." (Kasas, 36)

Meryem oğlu İsa'nın da şöyle dediğini hatırla: "Ey İsrailoğulları! Ben size Allah'ın elçisiyim. Benden önce Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmet adında bir elçiyi müjdeleyici olarak gönderildim." Fakat İsa'nın müjdelediği elçi onlara apaçık deliller getirdiğinde: "Bu, katıksız bir büyüdür!" dediler. (Saff, 6)

Büyü, çok daha geniş bir kavram olan küfür kavramı içinde yer alır. Küfür, kasıt olmaksızın cahillikle de olabileceği halde büyü de kasıt vardır.

Günümüzde de kelimelerin anlamları kaydırılarak ya da kötü, yanlış ve çirkin olanın üstü güzel kelimelerle örtülerek gerçek çarpıtılmakta ve bir büyü sergilenmektedir. (Bu sihir televizyon, internet, gazete, dergi gibi kitle iletişim araçları yardımıyla bir düzen kurarak/hile ile gerçekleştirilmektedir.) Bir-iki örnek verelim:

Mesela, “Demokrasi” kelimesi. Bu kelimeye öylesine olumlu anlamlar yüklenmiş ki, kelime öylesine arındırılmış, aklanmış ve kelimeye öylesine kutsallık atfedilmiş ki, “Demokrasi” deyince akanlar sular duruyor. Bu kelimeyi söyleyip arkasından istediğiniz kadar gerçeğin üzerini örtebilirsiniz. Tüm zalimliklerinizi, bozgunculuklarınızı bu kelimenin arkasına gizleyebilirsiniz. İnsanlar bu kelimeyi duyunca büyüleniyorlar. Sanki her kapıyı açan bir anahtar, her derde deva bir ilaç gibi.

“Barış” kelimesi. Özellikle son 10 yılda ünlendi bu kelime. Amerika “barış getireceğiz” söylemiyle yollara düştü ve milyonlarca çocuğu, kadını, erkeği, sivili katletti. Binlerce kişiye işkence edildi, binlerce kadının ırzına geçildi. Sadece bir kelimenin arkasına, bir tek “barış” kelimesinin arkasına bunca ölüm, zulüm, işkence, tecavüz sığdı. “Barış” kelimesi ile milyonları büyülediler. Ve bu zulme sessiz kalan milyonlarca insan, sadece susarak zulme ortak oldu.

“Çözüm Süreci” kelimesi. Bu kelime bu yıl ortaya atıldı. Ve bu kelimenin arkasına sığınılarak, ırkçılık yapıldı, ülke Türk-Kürt diye ikiye bölündü etnik kamplara ayrıldı.

Aklı başında her insan iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, güzeli çirkinden ayırt edebildiği için zalim, tüm pisliklerini güzel kelimelerin arkasına gizledi. Bu kelimeler süslü püslü bir zarf olarak halka sunuldu. Ancak zarfın içinde bozgunculuk ve zulüm vardı. Cahiller de YAPILANLARA değil, bu kelimelere bakarak büyülendi ve zulme ortak oldu. Gerçeği görmek istiyorsak kelimelere değil, YAPILANLARA BAKMALIYIZ.

Tekrarlayacak olursak, hile yaparak gerçeği olduğundan farklı göstermek, gerçeği çarpıtmak büyüdür/sihirdir. Büyü yapanda gerçeği çarpıtma ve karşı tarafa tesir etme iradesi/kast mevcuttur.

NOT: Halk arasında büyü olarak bilinen ve çeşitli materyaller kullanılarak bir kişiyi etkileme amacı güden şeyin Kur’an’daki büyü ile bir ilgisi yoktur. Bu, uydurulmuş bir saçmalıktır.

Ş.Can Evin (Kuran Dini sitesinden alınmıştır.)

Araştıran
17. May 2013, 03:54 PM
Selamun aleyküm Barış kardeşim
Garip çok garip

27:13 - Bu şekilde âyetlerimiz onların gözleri önüne serilince, "Bu apaçık bir sihirdir" dediler.
28:36 - Musa onlara apaçık âyetlerimizi getirince, "Bu, olsa olsa uydurulmuş bir sihirdir. Biz önceki atalarımızdan böylesini işitmemiştik" dediler.
34:43 - Karşılarında açık deliller halinde âyetlerimiz okunduğu zaman o zalimler: "Bu, başka değil, sırf sizi atalarınızın taptığı tanrılardan men etmek isteyen bir adam." dediler. Ve: "Bu (Kur'ân), başka bir şey değil, sırf uydurulmuş bir iftira" dediler. O kâfirler, hak kendilerine geldiği zaman: "Bu apaçık bir sihirden başka bir şey değil." dediler.
46:7 - Bizim âyetlerimiz kendilerine apaçık okunduğu zaman inkâr edenler kendilerine gelen hak kitap için: "Bu apaçık bir büyüdür." dediler.
74:24 - "Bu, dedi, başka değil öğretilegelen bir sihirdir."

Ayetlerden anlaşıldığı gibi kafirlere hakikat gelince onu büyü(gerçeğin çarptırılması) gibi görüyorlar,o halde Allahın saptırması böylemi oluyor.Yani Kafire hakikati her yönden doğadaki ayetlerden,Allahın yazılı ayetlerinden de anlatsan o tüm bunları büyü olarak görecek.

Subhanallah

"Ey Rabbimiz! Bizi doğru yola ilettikten sonra kalplerimizi hakikatten (bir daha) saptırma ve bize rahmetini bağışla: Sensin (hakiki) Lütuf Sahibi."

Barış
17. May 2013, 08:21 PM
Sanırım kendilerini gerçeğe kapatan insanlar bunlar. O kadar kilitlemişler ki akıllarını, gözleri var ama görmüyorlar, kulakları var ama işitmiyorlar.